YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16162
KARAR NO : 2014/5368
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2013
NUMARASI : 2010/119-2013/60
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/03/2013 tarih ve 2010/119-2013/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Müvekkil şirketin “SARAR” markasını 14/05/1984 tarihinden itibaren koruma altına alarak tescil ettirdiğini, davalı şirket tarafından tescil ettirilen “SARAR” markasının müvekkili şirketçe tescil ettirilen ve tanınmış hale getirilen “SARAR” markası ile birebir aynı olduğunu, davalı markasının uzun yıllardır kullanılmadığını iddia ederek 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi uyarınca, davalı adına tescilli olan 178716 tescil nolu “SARAR” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilleri adına tescilli olan “SARAR” markasının gıda ürünlerini sarıp, korunması sebebi ile streç film ve alüminyum folyo emtiaları için marka olarak tescil ettirildiğini, ancak ticari sebepler söz konusu proje bir süre ertelemek zorunda kaldıklarını, şartların olgunlaşması ile birlikte 2010 tarihinden itibaren “SARAR” markalı streç film ve alüminyum folyo emtiaları Türkiye çapında piyasaya sürüldüğünü, davacı tarafın markaları ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilleri adına tescil edildikten 14 sene sonra açılan bu hükümsüzlük davasının suiyinetli bir hareket olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu markanın tescil edildiği sınıflarda ciddi bir kullanımın olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesine göre açılmış kullanmama nedenine dayalı marka hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda görüşüne başvurulan bilirkişi emekli bankacı-muhasip olup, kullanmama nedenine dayalı olarak hükümsüzlüğü istenen markanın tescilli olduğu emtiaların ciddi, yoğun ve marka hukuku hükümlerine ve ilkelerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı konusunda görüş bildirecek derecede uzman olmadığı açıktır. Bu itibarla marka hukuku konusunda uzman bir bilirkişinin de içerisinde bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmak ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişinin raporuna itibar Edilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.