Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1952 E. 2014/10338 K. 03.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1952
KARAR NO : 2014/10338
KARAR TARİHİ : 03.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2010/1137-2013/603

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2010/1137-2013/603 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin araçlarını kiralayarak yurt dışına yük gönderilmesi konusunda anlaştığını, ancak davalının malları yüklü vaziyette beklettiğini, yük sahibinin zarara uğramaması için müvekkilinin yüklerin, güzergah değiştirmek suretiyle ekspres bir şekilde, Fransa’daki teslimini gerçekleştirdiğini, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin elleçleme, garaj ücreti, gümrük cezası, yurt dışı güzergah farkı, ekspres farkı, yurt içi ara nakliye ücreti gibi çeşitli masraflar yaptığını, bu masrafların tahsili için düzenlediği faturanın davalı tarafça ödenmediğini, yapılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yüklerin gönderilmesi işinin müvekkili tarafından ayıptan ari bir şekilde yerine getirildiğini, yapılan bu iş karşılığı düzenlenen navlun faturasının icra takibine rağmen davacı tarafça ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin itirazın iptali davası açtığını, navlun ücretine ilişkin bu davanın bekletici mesele sayılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşımanın Fransa taşımasına ilişkin olduğu, davalı tarafın İspanya taşımasına ilişkin savunmada bulunduğu, davalının söz konusu taşıma sözleşmesi nedeniyle edimini yerine getirmemesinden kaynaklanan sorunun tespiti için sunulması zorunlu taşıma sözleşmesi veya navlun faturasının sunulmadığı, bu nedenle bilirkişiler tarafından sorumluluğun ve zarar miktarının tespit edilemediği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, asıl taşıyıcı ile alt taşıyıcı arasındaki sözleşmenin feshi nedeniyle asıl taşıyıcının tazminat talebine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı edimini ifa ettiğini belirtmiş ise de, dosyaya sunduğu belgelerin İspanya taşımasına ilişkin olup dava konusu taşımayla alakası olmadığı benimsenen bilirkişi raporunda da ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre CMR’nin 23/5. maddesi uyarınca davacı tarafın davalı ile yaptığı taşıma sözleşmesi veya navlun faturasını sunması gerektiği, bu belgelerin sunulmadığı için sorumluluğun bilirkişilerce tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığa uygulanması gereken CMR Konvansiyonunda taşıma sözleşmesinin kurulması ve feshi düzenlenmemiş olduğundan dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nun 96. maddesi uygulanması gerekmekte olup, somut olayda CMR’nin 23./5. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. BK’nun 96. maddesi ” Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur” hükmünü haizdir. Benimsenen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dosyadaki CMR belgelerinde davalı taşıyıcı olarak görülmektedir. Davacı, yüklerin dava dışı fiili taşımayı yapan Transfer firmasının araçlarına aktarıldığına dair bir takım tutanaklar ibraz etmiş, yine bu firmanın 906 kap ve 50 kap emtiayı Fransa’ya nakli babında tır karnesi sunmuştur. Bu durumda, dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nun 96. maddesi hükümleri dikkate alınarak, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden zararın tespiti hususunda rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.