Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/16174 E. 2014/6970 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16174
KARAR NO : 2014/6970
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2013
NUMARASI : 2008/20-2013/65

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2013 tarih ve 2008/20-2013/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin TPE nezdinde 2000 10524 no’su ile tescil ettirdiği “A.” markasının kullanılması yönünde davalı şirkete izin verdiğini, ancak müvekkil şirketin davalı şirketin sözleşmelere konu karşı edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile olağan fesih hakkını kullandığını, müvekkile ait A.markasını kullanmaya devam etmemeleri ve üretim yapmamaları hususunda ihtarname gönderildiğini, davalı şirkete tanınan 3 aylık sürenin dolduğu halde üretime devam edildiğini, davalı şirketin müvekkilinin “A.” markasını, ürettiği ürünlerde kullanarak davacı şirketin marka hakkına bilerek ve kötü niyetli olarak tecavüz ettiğini ve haksız rekabette bulunduğunu, haksız kazanç elde ettiğini, markanın itibar kaybına uğradığını belirterek, müvekkili şirketin marka hakkına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, marka hakkına tecavüz edilerek üretilen mallara ve bu malları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine ve kalıp gibi vasıtalara el konulmasına ve gümrük müdürlüklerine emir verilmesine, 40.000 TL maddi tazminata, 30.000 TL manevi tazminata, 20.000 TL itibar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiil şirketin %99 hissesine sahip Ü.S.’in davacı şirketinde büyük hissedarı olduğunu, davada bahsi geçen “A.” markasının yaratıcısı ve tescilini sağlayan kişi olduğunu, söz konusu protokoller gereğince hisse devrinin yapıldığını, müvekkilinin davacı şirketteki hisselerini “.” markası altında üretim yapma yetkisi karşılığında bila bedel ile devrettiğini, müvekkilinin protokoller ile kendisine verilen tüm üretim ve sertifikaları tek başına kullanma hakkı gereği dışına çıkmadığını, davacının ise imzaladığı protokolün dışına çıkarak üretim yapma ve satma hakkı yokken haksız olarak kalitesiz ve ucuz mal satarak protokolü ihlal ettiğini, ve müvekkilinin gelirini engellediğini, protokol hükümlerinin bir kısmının tek taraflı feshedilemeyeceğini, hükümlerin bütün olarak feshedilmesinin gerektiğini, bu halde de davacı şirket hisselerinin müvekkil şirket hissedarı Ü. S.’e geri dönmesini doğurduğunu ve markanın gerçek sahibinin yine müvekkili olarak ortaya çıktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın tescilli markaya tecavüz nedeniyle vaki tecavüzün ve meydana getirdiği haksız rekabetin durdurulmasıyla maddi, manevi tazminat ve itibar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu, TPE’den getirtilen sicil kaydına göre A. ibareli markanın davacı adına 01, 9,10,35. sınıflarda 15/01/2002 tarihinde tescil edildiği, davacı tarafın delil listesinde yazılı 02/08/2004 tarihli protokol ile 05/05/2005 ile 21/05/2005 tarihli protokollerin davanın tarafları olan şirketlerce yapılmadığı, gerçek kişiler arasında yapılıp imza edildiği, gerçek kişiler arasında yapılmış olsa da geçersizliği ileri sürülmeyen protokoller kapsamında protokol hükümlerinin feshine yönelik davacı tarafından gönderilen 23/02/2007 tarih 04235 yevmiye nolu Kadıköy 1. Noterliğinin ihtarnamesinin BK 106, 107 ‘ deki şartları taşımaması nedeniyle geçerli bir feshin hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı, öte yandan tescilli markaya ait ürünlerin teknik özelliklerinin ayrıca ve açıkça belirlenmemesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, maddi, manevi ve itibar tazminatına ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafından davalı tarafa gönderilen fesih ihtarının, geçerli bir feshin hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında karşılıklı edimler içeren protokollerle davacının davalıya, dava konusu marka hakkını kullanma izni verdiği ve bu iznin lisans sözleşmesi mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde aktin feshinin, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşan fesih beyanı ile sonuç doğurduğu, feshin haklı veya haksız olduğunun, diğer tarafın fesheden taraftan bir zarar talebinde bulunması halinde tartışılabileceği nazara alınarak, davacının davalıya verdiği markayı kullanma yetkisini kaldırması ve sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle davalının, davacının marka hakkına tecavüz edip etmediğinin ve tazminat taleplerinin, işin esasına girilip değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.