YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3588
KARAR NO : 2014/2829
KARAR TARİHİ : 18.02.2014
MAHKEMESİ : AKSARAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2012
NUMARASI : 2009/214-2012/234
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2012 tarih ve 2009/214-2012/234 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.02.2014 günü hazır bulunan davacı şirket temsilcisi M. Ü., davacı şirket vekili Av. B.. A.. ve davalı şirket vekili Av. Ç. N. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalının 20.09.2000 tarihinde Bor ve Ereğli Şeker Fabrikalarının 2000-2001 ve 2001-2002 yılları arasındaki iki yıllık kampanya ihtiyacı olan kireçtaşı istihraç, nakliye ve istifi için sözleşme imzaladıklarını, müvekkili şirketin sözleşme şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinden bir kısmını yerine getirmediğini, açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, mahkeme kararı ile kazanılan bedel için fatura tanzim edilmiş olduğunu, faturadan doğan 42.712 YTL KDV’nin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesi gereğince ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 42.712,00 YTL KDV’nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetki, görev, zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından fatura aslının ibraz edilemediği, davacı şirketin defter kayıtlarında davaya konu faturanın kapalı fatura ve ödenmiş kaydedildiği, davacının davasını ispatlamayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki kireçtaşı, istihraç nakliye ve istif sözleşmesine dayalı olarak o mahkeme ilamında hükmedilen miktarın KDV’nin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, o mahkeme ilamında hüküm altına alınan miktarın davacı dışında iki ayrı şirket lehine hükmedilmesi, dayaya dayanak sözleşmenin dahi davacı ve dava dışı iki ayrı şirket tarafından imzalanması karşısında davacının tek başına bu davayı açıp açamayacağı, diğer bir ifade ile aktif husumetinin bulunup bulunmadığı mahkemece tartışılmadan doğrudan işin esasına girilmesi isabetli görülmemiş, hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davaya dayanak yapılan davacı tarafından davalıya kesilen KDV’ye ilişkin faturadaki miktarın sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı tarafından ödeneceği, faturanın davalıya tebliğ edilmediği ve dava konusu miktarın da davacı tarafından vergi dairesine ödendiği dosya kapsamı ile sabittir.Davacı dahil dava dışı iki ayrı şirket tarafından açılan o davada davacılar tarafından KDV’ye ilişkin istem yönünden davanın müracaata bırakılması, mahkemece o davada KDV istemi yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve davalının faturadaki dava konusu miktarı ödediğini açıkça savunmaması karşısında ilkesel olarak o davada hüküm altına alınan meblağın KDV’den davalının sorumlu tutulması gerekir. Davalının açıkça ödeme savunması olmadığına göre davaya dayanak faturanın davacı tarafından kapalı fatura olarak tanzim edilmesinin de sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalının ilkesel olarak dava konusu miktardan sorumlu olduğu kabul edilerek ancak gerektiğinde dayanak sözleşme çerçevesinde ödenen ve ödenmesi gereken tüm KDV’nin ne miktar olduğu,davalının icra dosyasına yaptığı ödeme kalemleri içerisinde dava konusu meblağın bulunup bulunmadığı ve sonuçta davalının davaya dayanak yapılan faturadaki KDV’den sorumlu tutulup tutulmayacağı denetime elverişli bir şekilde tartışılmadan yanılgılı değerlendirmeye ve isabetli görülmeyen yazılı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.