Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18071 E. 2014/8452 K. 05.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18071
KARAR NO : 2014/8452
KARAR TARİHİ : 05.05.2014

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2012/488-2013/617

Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/07/2013 tarih ve 2012/488-2013/617 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından verilen ve keşidecisi C.. Y.. olan, 30.05.2009 ödeme tarihli ve 40.000 TL bedelli çekin ciro silsilesi neticesinde müvekkili firmaya geçtiğini, 01.06.2009 tarihinde çekin tahsili için yapılan müracaat neticesinde çekin karşılığının olmadığının anlaşıldığını, çekin karşılıksız olması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, icra takibine borçlu C.. Y..06.07.2009 tarihinde itiraz ettiğini, bunun üzerine alınan raporda çek üzerindeki imzanın C.. Y.. ait olmadığının tespit edildiğini, mahkemenin itirazın kabulüne ve takibin durdurulmasına karar verdiğini, davalı bankanın sahte evraklar ile yapılan başvuruya istinaden çek karnesi düzenlenmiş olması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 40.000 TL zararın 30.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın dava dışı üçüncü kişiye çek karnesi verirken gerekli araştırmayı yapmadığı, yeteri kadar sıkı bir araştırma yapsa idi sahteliğin tespit edilebileceği ve çek karnesinin verilmeyeceği dolayısıyla davacının zararının doğmasına engel olunabileceği, bununla birlikte davacının da mütefarik kusurlu olduğu, davalının ve davacının söz konusu kusurlarının % 50 oranında olabileceği gerekçesiyle 20.000 TL tazminatın 30.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davalının sahte evraklara göre tanzim ederek verdiği çek karnesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, somut olaydaki uyuşmazlık hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiye göre çözülebilecek olan hususlardan olmayıp, mahkemece somut uyuşmazlığa ilişkin bankacı bir bilirkişiden rapor alınarakdavalı bankanın ne suretle ve hangi oranda sorumlu bulunduğu belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken, böyle bir inceleme yaptırılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.