YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17276
KARAR NO : 2014/18635
KARAR TARİHİ : 28.11.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/107-2012/224 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve fer’i müdahale talep eden … vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı… A.Ş. vekili Av. … ve fer’i müdahale talep eden … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile …’dan önceki banka …nin yoğun reklam kampanyaları sonucunda davacının tüm yaşamı elde ettiği tasarrufunu davalı bankada değerlendirmek amacıyla … A.Ş….Şubesi’ne başvurduğunu, şube yetkililerinin paranın …nin güvencesi altında bulunan … Offshore Ltd’de değerlendirilmesi yönündeki yönlendirme ve iknaları sonucunda 21.681,333 TL parasını bankaya yatırdığını, … A.Ş. yönetiminin …’ye devredilmesinin ardından davacıya faiz ödemeleri yapılmadığı gibi yatırdığı paranın da geri ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak kaydı ile 21.681,330 TL zararının 21.12.1999 tarihinden itibaren 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talep ettiği paranın, davacıya ait 15.12.1999 tarihli havale talimat yazısından anlaşıldığı üzere … Offshore Ltd. havale edildiğini, davalı banka ile … Offshore Ltd’nin farklı tüzel kişiliklere sahip kuruluşlar olduğunu, davalı bankanın … Offshore Ltd. nezdindeki mevduatlar için herhangi bir garantisi bulunmadığını, davacının imzaladığı havale formunun kişiyi yanıltabilecek herhangi bir unsur içermediğini, müşterilerin büyük çoğunluğunun avantajlarına rağmen paralarını daha az faiz getiren ama devlet güvencesinde olduğu mevduat hesaplarında tutmayı tercih ettiğini, dava konusu Offshore işlemlerinin davalı bankaca davacıya vekaleten yapılan işlemler olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, … ve devredilen davalı …Ş’nin zarardan sorumlu olduğu, bankadaki hesabın Off-Shore hesabına fiilen aktarılmadığı, Off-Shore hesabında bir paranın mevcut olmadığı ve fiktif durumun mevcut olduğu, dosya kapsamına göre davacının off shore hesabına paranın aktarılması bakımından verdiği talimatın serbest iradesi ile verildiği belirlenemediğinden müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği, davanın zamanaşımı süresince açıldığı, haksız fiil zamanaşımının söz konusu olduğu, gerekçesiyle davanın kabulü ile 21.681,33 TL’nin 22.12.1999 tarihinden yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahale talep eden … vekili temyiz etmiştir.
1- Davanın ihbarı ve davaya müdahale HMK’nın 61. vd maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Yasa’nın 68. maddesine göre, fer’i müdahil lehine müdahale ettiği taraf ile birlikte hareket edebilir. Eldeki davada mahkemece kurulan hüküm sonrasında … vekili tarafından fer’i müdahale dilekçesi verilmiş olup, HMK’nın 66. maddesi uyarınca üçüncü kişinin davalı yanında fer’i müdahil olabilmesi ancak tahkikat bitinceye kadar mümkündür. Bu hali ile mümeyyiz … davanın tarafı olmadığı gibi verilen hükmü temyiz yetkisi de yoktur. Bu nedenle … vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca davalı harçtan muaf olmasına rağmen peşin harç ve başvurma harcının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, … vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün 2. bendinin çıkartılarak yerine “Davalı taraf harçtan muaf olduğundan davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafça yatırılan harcın istek halinde kendisine iadesine” ibarelerinin eklenmesine, kararın hüküm kısmının 5. bendinin tamamen çıkartılmasına, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.