YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18422
KARAR NO : 2014/7878
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 41. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/03/2013
NUMARASI : 2011/124-2013/57
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.03.2013 tarih ve 2011/124-2013/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından 18.02.2010 tarihinde davalının hesabına ödünç olarak 50.000 TL para yatırıldığını ancak davalı tarafından bugüne kadar davacıya geri ödeme yapılmaması üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu meblağın davacı tarafından dava dışı E. Dış Tic. A.Ş’nin bir kısım hisselerinin kendisine devrine karşılık ödendiğini, ödünç para verilmesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile kardeşinin aldığı hisselerin toplam değerinin 32.900 TL olduğu, dava konusu bedelin hisse bedeli olduğunu savunan davalının, devredilen hisselerin gerçekte kararlaştırılan değerinin 50.000 TL olduğunu iddia ettiği ancak savunmasını yazılı delil ile ispat edemediği, hisse devir sözleşmelerinde, satış yapan tüm ortaklar tarafından hisse devir bedelinin nakden ve peşinen 29/03/2010 sözleşme tarihinde ödendiğinin beyan edildiği, hisse devir sözleşmesindeki bu kayıt uyarınca davacının hisse bedelini ödediğine ilişkin iddiasını ispata ihtiyacı olmadığı, hisse devir sözleşmelerinde hisselerin nominal değerlerinin açıkça yazılı olduğu ve akitte hisse senetlerinin gerçek değerinin daha yüksek olduğuna ilişkin hiçbir beyan bulunmadığı, pay defterinde ayrıca 29/03/2010 ödeme tarihinin yanında 18/02/2010 havale tarihinin de yazılı olduğu, davalının E. A.Ş’nin yetkili temsilcisi olduğu ve bu kaydın pay defterine her zaman yazılmış olabileceği ve 18/02/2010 havale tarihine ait yazının aynı pay defterindeki 29/03/2010 tarihli ödeme tarihi kaydı ile hisse devir akitlerindeki 29/03/2010 ödeme tarihi ile çeliştiği, hisse devir sözleşmesi ve tarafları ile pay defterindeki kayıtlar, hisse bedelleri, havale tutarı, söleşme ve havale tarihleri nazara alındığında davalının savunmalarının çeliştiği, banka havalesi ile gönderilen 50.000 TL’nin hisse bedeli olduğu ve davalı F.. A..’ın gönderilen havale tutarını diğer hissedarları temsilen hisse bedeli olarak tahsil ettiğine ilişkin savunmanın ispat edilemediği ve davacı iddiasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin 50.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle asıl alacak üzerinden %40 oranında icra ve inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalıya 50.000 TL ödünç verdiğini iddia etmiş, davalı ise bu 50.000 TL’yi aldığını ancak ödünç olarak değil dava dışı şirket hisselerinin davacıya devrine karşılık hisse devir bedeli olarak aldığını savunmuştur. Davalının savunması vasıflı ikrar yani gerekçeli inkar niteliğindedir. Vasıflı ikrar, ikrar eden aleyhine delil teşkil etmez. Aksine ispat yükü ödünç vakıasını iddia eden davacı tarafa aittir (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, C.II, s. 2052 vd.). Bu itibarla, mahkemece, davalının vasıflı ikrarı bölünerek savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. İspat yükünün davacı tarafta olduğu kabul edilerek delillerin buna göre takdiri ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.