Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18754 E. 2014/8824 K. 08.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18754
KARAR NO : 2014/8824
KARAR TARİHİ : 08.05.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/07/2013
NUMARASI : 2011/604-2013/1014

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/07/2013 tarih ve 2011/604-2013/1014 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı taraf ile müvekkili şirketin 11.02.2011 tarihinde bir anlaşma yaptıklarını, bu anlaşmaya göre davalı borçlunun yükleme yeri Ankara, boşaltma yeri Almanya olan yükünün nakliyesini müvekkil şirketin aracıyla yapması için araç başına 3.000 Euro olmak üzere iki araç için toplamda 6.000 Euro müvekkili şirkete ödenmek taahhüdünde bulunduğunu, müvekkili şirketin araçlarıyla yüklemiş olduğu yükü zamanında ve eksiksiz olarak boşaltma adresine götürdüğünü, davalı tarafın 4.000 Euro ödeme yaptığını, ödenmeyen kısım olan 2.000 Euro ile ilgili Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1464 E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını ve borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, ancak davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacı yanın her ne kadar vekil edene kötü niyetli olarak nitelendirmiş ve %40 icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de bunun kesinlikle kabul edilemeyeceğini, vekil edenin kendisine karşı yapılan haksız icra takibine herhangi bir borcu olmadığından dolayı haklı olarak itirazda bulunduğunu, vekil eden ile davacı arasında ihtilaf ve alacak mevzusuna ilişik olmayıp yargılamayı gerektirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen 1.bilirkişi kök ve 2.bilirkişi raporuna göre, davalı firma tarafından itiraz edilmeyen davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen iki adet fatura içeriği ve tüm dosya kapsamına göre davalının davacıya 2.000,00 Euro navlun bedeli borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1464 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar taşıma sözleşmesinde araç başına 2.900,00 € ücret kararlaştırılmış ise de, davacının düzenlediği 3.000,00 € bedelli faturaya davalı tarafından itiraz edilmeyerek defterine kaydedilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, fiili taşıyıcı tarafından üst taşıyıcı aleyhine navlun bedelinin tahsili için açılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında dava dışı şirkete ait tuzun Ankara-Şereflikoçhisar’dan Avusturya-Salzburg’a taşınması hususunda iki adet 10/01/2010 tarihli taşıma sözleşmesi düzenlenmiş olup, her iki sözleşmede de 11-12-13/01/2010 yükleme tarihleri gösterilmiş ve taşımayı yapacak dört aracın plakaları yazılmıştır. Davacı bu dört aracın her biri için ayrı fatura düzenlemiş olup, iki adet aracın yaptığı taşıma nedeniyle bakiye 2.000,00 € alacağı kaldığını iddia ederek davalı şirket aleyhine icra takibi başlatmıştır. Davalı şirket ise, dava dışı D.. Ltd. Şti’nin bu dört aracın gecikmesi nedeniyle 4.000,00 € navlun alacağını ödemediğini, bu nedenle de davacıya bir borcu bulunmadığını, kaldı ki taraflar arasında sözleşmede gecikilen her gün için 100,00 € ceza kararlaştırıldığını bildirerek, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. 13/06/2012 tarihli bilirkişi ek raporunda, dört adet araçtan ikisinin geciktiği ve bu nedenle taşıma sözleşmesine göre davalının 500,00 € gecikme cezası talep edebileceği bildirilmiştir. Her ne kadar bu ek rapordan sonra alınan 2. bilirkişi raporunda neticeten davacının 2.000,00 € alacaklı olduğu bildirilmiş ise de, bu raporda taşımanın bir bütün olduğu gözetilmeksizin taşımaya katılan dört aracın da gecikip gecikmediği ve davalının sözleşme gereğince, bu dört araç için gecikme cezası talep etme hakkı bulunup bulunmadığı irdelenmemiş, sadece gecikmeyen iki araç için inceleme yapılmıştır. Bu durumda, mahkemece taşımanın bir bütün olduğu değerlendirilip, dört araçla yapıldığı ve davalının sözleşmeye göre hak ettiği gecikme cezasını, ödemediği navlun bedelinden mahsup etme hakkı olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.