YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6837
KARAR NO : 2014/3387
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/01/2013
NUMARASI : 2011/14-2013/3
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.01.2013 tarih ve 2011/14-2013/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 08.12.2000 tarihinde T. Bayrampaşa Şubesi nezdinde vadesiz hesap açtığını, bu açılan hesapta işlem yapması için aynı zamanda K. Elektrik İnş. Turizm Gıda Doğalgaz Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti’de de ortak olduğu M.. G..’ü 23.01.2001 tarih ve 2813 sayılı vekaletname ile vekil tayin ettiğini. 08.12.2000 tarihinde de T. Yatırım Menkul Değerler A.Ş’nin Bayrampaşa Şubesi’nde hisse senedi alım satımı amacıyla bir hesap açtırdığını ve yine ortağı M.. G..’ü 18.12.2000 tarih ve … yev. nolu vekaletname ile vekil tayin ettiğini, T. Yatırım Menkul Değerler A.Ş. nezdinde hesap açılışı sırasında imzaladığı sözleşmenin bir nüshasının Sermaye Piyasası Kanunu’na aykırı olarak tarafına verilmediğini, T. Yatırım Menkul Değerler A.Ş. nezdinde açılan hesaba Global Menkul Değerler’den 1.001.000.000 TL nakit para, 90.000 adet D. Holding hisse senedi, 180.000 adet Kordsa hisse senedi, 420.000 adet Turkcell hisse senedi virmanlandığını, hesabında günlük alım satım yapma niyetinde olmadığı gibi hisse senetlerini uzun vadeli olarak kalması için satın aldığını, 29.04.2004 tarihinde T. Bayrampaşa Şubesi’ne “Hesabında bulunan hisse senetlerinin dökümünün tarafına verilmesini, hesap açılış tarihinden itibaren düzenli olarak ekstrelerin tarafına neden T.liğ edilmediğini” yazılı olarak sorduğunu ve müşterilere ekstre gönderilmesi hususunda Sermaye Piyasası hükümlerine ve müşteri talimatlarına uyulduğunun bildirildiğini, ancak tarafına hesap ekstresinin hiç bir zaman gönderilmediğini, hisse senetlerinde talebinin dışında işlem yapılmış olduğunu, T. Yatırım Menkul Değerler A.Ş. tarafından tarafına verilen virman talimatı örneklerini incelediğinde hesaptaki işlemlerden haberinin olmadığını ileri sürerek davalılardan hesabında olması gereken hisse senetlerinin bedelli-bedelsiz paylarının, temettü ve kar paylarının, nakdi ferileri ile birlikte tarafına aynen iadesi veya zararın doğduğu andan itibaren TCMB’ca ilan edilen reeskont faiziyle birlikte iadesine ve şimdilik 1.000 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren TCMB’ca ilan edilen reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 18/10/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini toplam 17.301,56 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davacının iddiasının aksine Sermaye Piyasası işlemleri çerçeve sözleşmesinin 2 orijinal nüsha halinde düzenlenerek bir nüshasının davacıya verildiğini, davacının sermaye piyasası işlemleri ile ilgili kendisinden farksız ve süre bakımından sınırlandırılmaksızın noter tasdikli vekaletname ile M.. G..’e yetki verdiğini, vekaletnamede sayılan yetkilerin aşıldığına dair bir olguya da rastlanmadığını, davacıya ekstrelerin bazı aylarda iadeli taahhütlü bazı aylarda ise adi posta ile gönderildiğini, T. Bayrampaşa Şubesi nezdindeki hesap ekstresinden de görüleceği üzere, müşterilerin hisse senedi satışlarından doğan alacaklarının ise kendileri ile imzalanan sözleşmelerde veya yazılı/sözlü olarak farklı bir talimatları olmadığı taktirde müşterilerin acenta T. Bayrampaşa Şubesi nezdindeki hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmekte olduğunu, davacı veya vekili hisse senedi satım bedelini hesabından bizzat gelerek tahsil etmekte olduğunu, banka hesaplarından para çekilişlerine ait dekontların fotokopilerini sunduklarını, davacının faks ile verdiği tüm hisse senedi satış emirlerindeki hisse satış bedellerinin de banka hesabından bizzat vekili tarafından çekildiğinin sözkonusu dekontlardan görülebileceğini, dolayısıyla bedeli davacının yetki verdiği kişi tarafından bizzat tahsil edilen sözkonusu satışın hesapta tasarruf yetkisi olmayan kişiler tarafından sahte imza ile gerçekleştirildiği iddiasının geçerli olduğunun kabul edilebilir olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının hem T. Yatırım Menkul Değerler A.Ş. hemde T. Bayrampaşa Şubesi nezdindeki hesabında en geniş yetkileri içeren vekaletnameye sahip olan M.. G..’ün davacının imzasını taklit etmesi ve türetmesi gerekmeksizin işlem yapma yetkisine sahip olduğu, ayrıca davacının davalı M.. G..’e ne şekilde talimat verdiği ve ne şekilde talimatların dışına çıkıldığı hususunun davacı tarafca ispatlanamadığından ve bizzat dava dilekçesinde bu hususlar herhangi bir yazılı belge ve kayda dayanılarak sunulmadığından, davacının talimatlarının ne olduğu görülemediğinden, davalı M.. G..’ün talimat dışı hareket ettiği, ayrıca diğer davalı bankanın ise davacıya zararlandırıcı davranışlarda bulunduğu hususunun subut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı şirket hakkındaki verilen karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının diğer davalıya yönelik temyiz itirazına gelince; 818 sayılı BK’nın 390 ve 392. maddeleri uyarınca vekil, üzerine aldığı vekalet görevini iyi bir suretle ifa ile mükellef olduğu gibi yapmış olduğu işin hesabını vermeye de mecburdur. Vekaletin geniş yetkiler içermekte olması vekilin bu yükümlülüklerden kurtulmasını tazammun eder nitelikte değildir. Öte yandan yine 818 sayılı BK’nın 389. maddesi uyarınca vekil, müvekkilinin açık talimatlarına uymakla yükümlü olduğu gibi bunun mümkün olmaması hallerinde ise müvekkili nasıl davranacak ise o şekilde hareket etmek durumunda olup aksi halde oluşacak zarardan şahsen mes’ul olur. Öte yandan yine aynı kanunun 42. maddesi uyarınca zararın varlığının ispatı zararı ileri sürene aittir. Tüm bu yasal hükümler çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davacının zararının varlığına ilişkin mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı, benimsenen bilirkişi raporunda bu yönde herhangi bir tespitin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacının somut bir zararının bulunup bulunmadığı konusunda gerekirse yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alındıktan ve davacının bir zararının var olup olmadığı tereddüte mahal vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, söz konusu zararın davacının talimatlarından kaynaklandığının ispat yükünün yukarıda sıralanan kanun maddeleri uyarınca davalıya ait olduğu gözden kaçırılarak bu husustaki ispat yükümlülüğü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkemenin davalı M.. G.. hakkındaki kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı şirket hakkındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, davalı M.. G.. hakkında verilen karar ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.