Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2801 E. 2014/8672 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2801
KARAR NO : 2014/8672
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2013/135-2013/241

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2013/135-2013/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin şirket hisseleri ile ilgili nakit durumunun elverişli olduğu şeklinde yatırımcılarda pozitif algı oluşturan açıklamalarda bulunduğunu, müvekkilinin bu açıklamalara güvenerek davalı şirketin borsada işlem gören hisse senetlerini satın aldığını, davalı şirketin kar payı dağıtacağına ilişkin açıklamada bulunduğunu, ancak hakim ortağın kar payı dağıtılmasından 2 gün önce davalı şirket hisselerini sattığını ve bu nedenle hisse senetlerinin değerinin düşmesine neden olduğunu ileri sürerek müvekillinin maddi zararı olan 20.514 TL’nin manipülasyon ve spekülasyonun başladığı tarihten itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davayı hakim ortak olan Trabzonspor Futbol İşletmeciliği A.Ş aleyhine açtıklarını bildirerek HMK’nın 124. maddesi gereğince taraf değişikliği talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak hakim ortak olan şirketin de hisselerini satmasında bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete yönelik hisse senedi paydaşlığına istinaden ileri sürdüğü haksız fiil, özensiz ve basiretsiz yönetim v.s gibi tüm işlem ve eylemlerin muhatabının şirket yönetim ve denetim kurulu olduğu, iddiaların gerçeği yansıtması halinde davalı şirket de davacının ileri sürdüğü haksız fiil ve basiretsiz yönetimin mağduru ve doğrudan doğruya zarar gören konumunda bulunduğundan zarara sebebiyet verdiği iddia olunan davranışın veya haksız fiilin failinin şirket olmadığı, şirket ortağının, zarar gördüğünden bahisle şirkete değil,şirkete ödenmesi kaydıyla özensiz ve basiretsiz yönetim iddiasına dayalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kapsamında şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı talepte bulunabileceği gerekçesiyle her iki davalı yönünden de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket hakim ortağının manüpülatif işlemler yapmak suretiyle zarar görüldüğü iddiasına dayalı haksız fiili ve onun failine yönelik tazminat davası olup, dava dilekçesinin içeriği gözetildiğinde davada husumetin, davalı olarak gösterilen şirketin hakim ortağına yöneltildiği açıkça anlaşılmaktadır. Ancak dava dilekçesinde yanılgılı bir değerlendirme ile ,davalı olarak, hakim ortağın değil davacının da ortağı olduğu şirketin ismi yazılmıştır. Bu durumda, davacının bu yöndeki talebi gözetilerek, HMK’nın 124/3-4 maddesindeki koşulların bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu husus göz önüne alınmaksızın üstelik hüküm fıkrasında kabulle çelişki yaratacak şekilde “her iki davalı aleyhine açılan davanın reddine” denilerek davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.