YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9309
KARAR NO : 2013/22578
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Hopa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.01.2013 tarih ve 2012/160-2013/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle kendisinden ekspertiz ücreti, kredi kullandırım komisyonu ve masraf adı altında toplam 23.999.85 TL’nin tahsil edildiğini ileri sürerek, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davacı şirketin müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredinin ticari kredi olduğunu, davacı tarafa 31.01.2008 tarihinde Yatırım Proje Kredisi ile Borçlu Cari Hesap kredisinin tahsis edildiğini, daha sonra bu kredilerin yeniden yapılandırıldığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmenin de Tüketici Kredi Sözleşmesi değil Genel Kredi Sözleşmesi olarak tanımlanan ticari kredi sözleşmesi olduğunu, bu nedenle 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a tabi olmadığından ticaret mahkemesinin görevli olduğunu ve alacak talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı bankadan kullandırılan krediden kaynaklı bir kısım ücretlerin tahsili talebinden kaynaklandığı, tarafların tacir, kullandırılan kredinin de ticari işletmeyle ilgili olduğu ve somut olayda 4077 Sayılı Kanun’un uygulanma olanağının bulunmadığı, dava tüketici mahkemesine açıldığından ve davacı tarafça 4077 sayılı yasanın uygulanması zımnen istendiğinden davalı vekilinin görev itirazının kabul görmediği gerekçesiyle, davanın esas bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tacir olan davacı şirketçe davalı banka aleyhine kredi ilişkisine dayalı olarak açılan alacak davasıdır.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin, “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı bankaca kullandırılan Genel Kredi Sözleşmesi’nden kaynaklanan alacak talep edilmiş olup 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 4/6. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/f maddesi uyarınca, bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da sözkonusu olmaz.
Bu durumda mahkemece, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilerek davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması gerekirken, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.