Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10510 E. 2014/18651 K. 01.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10510
KARAR NO : 2014/18651
KARAR TARİHİ : 01.12.2014

MAHKEMESİ : KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2014
NUMARASI : 2011/427-2014/113

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.04.2014 tarih ve 2011/427 – 2014/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Yeni Sanayi Şubesi’nin müşterisi olduğunu, 2007 yılı sonrasında talimatı ve rızası dışında müvekkiline ait hesaplar üzerinde işlemler yapıldığını, ancak taleplerine karşın banka yetkililerinin yapılan işlemlere dair müvekkiline bilgi vermediklerini, bu nedenle usulsüz işlemlerin bilirkişi tarafından tespitinin gerektiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin işlem tarihlerinden itibaren işletilecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 30.01.2013 havale tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 948.135,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının 2007 yılından beri hesapları üzerinde yapılan işlemlerden haberdar olduğunu, bunlara sessiz kalıp rıza gösterdiğini, davacının bankanın eski personeli A.. Ç.. ile aralarındaki güven ilişkisinden kaynaklı işlemlerin sorumluluğunu bankaya mal etmek istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı vekilinin 19.09.2013 tarihli dilekçeyle bilirkişi raporlarında geçen 17 adet dekont ve işlem yönünden davaya devam ettiklerini belirttiği, bunlardan 12 adet dekont ve işlemin davacının rızası, bilgisi dışında gerçekleştiği, davalının bu eylemler nedeniyle haksız fiilden kaynaklı sorumluluğunun bulunduğu, davada haksız fiilin gerçekleştiği işlem tarihi itibariyle faize hükmedileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL’nin 06.11.2007 tarihinden, 70.000,00 TL’nin 28.01.2008 tarihinden, 35.000,00 TL’nin 30.01.2008 tarihinden, 78.000,00 TL’nin 22.02.2008 tarihinden, 10.000,00 TL’nin 29.04.2008 tarihinden, 61.516,00 TL’nin 21.08.2008 tarihinden, 3.220,00 TL’nin 21.08.2008 tarihinden, 21.000,00 TL’nin 07.02.2008 tarihinden, 54.430,00 TL’nin 08.02.2008 tarihinden, 45.728,00 TL’nin 30.10.2008 tarihinden, 80.800,00 TL’nin 08.02.2008 tarihinden, 48.750,00 TL’nin 18.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili davalı bankanın Yeni Sanayi Şubesi’nde bulunan müvekkiline ait hesaplardan müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında işlemler yapılarak müvekkilinin zarara uğratıldığı gerekçesiyle alacak isteminde bulunmuştur. Davacı vekili 05.02.2012 ve 07.03.2012 tarihli dilekçeleriyle toplamda 53 adet işlemin usulsüz olduğunu belirtip davayı bu işlemler yönünden sınırlandırmış, 30.01.2013 tarihli dilekçesi ile daha önce belirtilen 53 adet işlemden 21 adedinin müvekkilinin bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleştiğini, sadece 26 adet işlem yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekili 12.09.2013 tarihli dilekçesinde de sadece 17 adet işlemin dava edildiğini diğer işlemlere ilişkin taleplerinden vazgeçildiğini belirtmiştir. Dosya kapsamında incelenen belge ve dekontlardan dava konusu işlemlerin 2007-2010 yılları arasında gerçekleştiği, bu işlemler sonrasında da hesaplar üzerinden pek çok işlemin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin, dava konusu işlemlerin davacı ile şube çalışanı A.. Ç.. arasındaki ilişkiden, dolayısıyla da davacının kendi kusur ve ihmalinden kaynaklandığına ve yine uzunca bir süre sessiz kalınarak söz konusu işlemlere muvafakat verildiğine dair savunması tartışılmak suretiyle bu işlemler sonrasında davacının hesapları üzerinde tasarrufta bulunması durumunda usulsüz işlemlere vakıf olacağı gözetilerek, dava konusu işlemlerin davacı tarafından benimsenip benimsenmediği değerlendirilmeksizin eksik araştırma ve yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.