Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10608 E. 2014/18036 K. 20.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10608
KARAR NO : 2014/18036
KARAR TARİHİ : 20.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/02/2012 gün ve 2006/14-2012/28 sayılı kararı onayan Daire’nin 07/02/2014 gün ve 2012/7590-2014/2052 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ile davalı … vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı … ile 1998 yılında davalılarca … A.Ş. anasözleşmesine aykırı biçimde hizmet sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmenin bankaca feshinden sonra … tarafından İstanbul 5. İş Mahkemesi’nde söz konusu sözleşmeye dayalı olarak açılan davanın banka aleyhine sonuçlanması üzerine başlatılan icra takibi neticesi 31.05.2004 tarihinde 268.166,62 TL ve 13.l0.2005 tarihinde 1.173,80 TL olmak üzere toplam 269.340,42 TL ödenmek zorunda kalındığını, 3 yıl süreli ve cezai şart içeren sözleşmeyi imzalayan bankanın eski genel müdür ve yönetim kurulu üyesi davalı …’in bu sözleşmenin banka kayıtlarına intikal ettirilmesi ve personel dosyasına konulması görevini yerine getirmediğini, ayrıca sözleşme hakkında yönetim kurulu üyelerine bilgi verilmediğini, genel müdür ve yönetim kurulu üyelerine münferiden personel alımı ve sözleşme yapılması konusunda yetki verilmediğini, banka anasözleşmesine göre personel sözleşmelerini yapma yetkisinin yönetim kurulunda bulunduğunu, davalı … gerekli özeni göstermediğinden TTK’nın 320. ve 336/5. maddeleri uyarınca oluşan zarardan sorumlu olduğunu, … ile yapılan sözleşmede imzası bulunan ve hizmet akdinin feshini onaylayan yönetim kurulu kararında imzası bulunan banka eski yönetim kurulu üyesi davalı …’nun da yönetim kuruluna bilgi vermediğini, BK’nın 38,39, 321 ve 528. maddeleri uyarınca yetkisiz temsilde bulunduğunu, söz konusu iş akdini onaylayan yönetim kurulu kararında da imzası bulunması nedeniyle TTK’nın 320. ve 336/5. maddeleri uyarınca oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, sözleşme içeriğinin yönetim kurulunca bilindiğini, fesih kararının da yönetim kurulunca alındığını savunmuştur.
Mahkemece, dava dışı …’ın banka genel müdür yardımcılığı görevine alınması sırasında davalı …’in banka genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi, …’nun da bankanın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları ve personel alımına yetkili oldukları, dava dışı şahsın göreve alınmasının hemen sonrasında yönetim kurulunun onayına sunulduğu, bu kişi ile sözleşme yapılarak söz konusu göreve
alınmasında bir kusurun ve dolayısıyla davalıların bir sorumluluğunun bulunmadığı, bankanın cezai şart ödemesi nedeniyle uğradığı zararın anılan kişinin banka genel müdür yardımcılığı görevine alınmasından değil, sözleşmenin 3 yıl süreli olması ve süresinden önce feshi halinde cezai şart ödeneceğinin sözleşmede yazılı olmasına rağmen süresinden önce feshedilmesinden kaynaklandığı, davalıların anılan kişi ile sözleşme imzalamaları ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı, davalı … fesih tarihinden önce görevinden istifa edip fesih kararında imzası bulunmadığından hakkındaki davanın haksız olduğu, diğer davalı …’nun ise sözleşmenin fesih tarihinde yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiği, dava dışı … sözleşmesini bizzat imzalayan kişi olarak sözleşmedeki cezai şarttan haberdar olduğundan … sözleşmesinin feshine ilişkin yönetim kurulu kararını herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan imzalayarak bankayı zarara uğrattığının kabulü gerektiği belirtilerek, davalı … hakkındaki davanın reddine, … aleyhindeki davanın ise kabulüne dair verilen kararın davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 07.02.2014 günlü ilamıyla gerekçe eklenmek suretiyle onanmıştır.
Davacı vekili ile davalı … vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile davalı … vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ile davalı … vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, davacı taraf harç ve cezadan muaf olduğundan davacı taraftan harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 20/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.