Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10689 E. 2014/17758 K. 17.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10689
KARAR NO : 2014/17758
KARAR TARİHİ : 17.11.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2014
NUMARASI : 2013/130-2014/103

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/04/2014 tarih ve 2013/130-2014/103 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilerinin davalı şirkette pay sahibi ve yönetim kurulu ortağı olduğunu, müvekkileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin, müvekkilerine haber vermeden toplanıp yönetim kurulu kararı aldıklarını ileri sürerek kararın hükümsüzlüğünün tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, işlerin aksamaması için diğer üyelerin karar alma çoğunluğu ile dava konusu yönetim kurulu kararını aldıklarını, yönetim kurulu üyesinin kendisi ile ilgili konularda yapılan müzakereye katılamayacağını ve oy kullanamayacağını savunarak davanın reddi istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, hükme dayanak yapıla bilirkişi raporuna göre, dava konusu yönetim kurulu kararının bir öneriye katılma şeklinde alındığından karar metninde yer alan önerilerin tüm üyelere yapılmış olması gerektiği, davalı tarafın yönetim kurulu toplantısına davacıları çağırdığını ispat edemedeği, bu nedenle yönetim kurulu kararının TTK’nın 340/4. maddesine uygun alınmış bir karar olmadığı ve davacıların yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen dava konusu kararda davacıların şirket merkezine gelmemeleri ve personelle muhatap olmamalarına karar verildiğinden kararın TTK’nın 367/2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz itmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın 391. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu yönetim kurulu kararının 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu maddeleri davacı M.. M..’ın genel müdürlük görevinden istifasının kabulü hakkında olup, 7 nolu karar ise “Yönetim kurulu üyeliği devam ettiği için kendisi ve toplantılardan en az bir gün önce haber vereceğini, bunun dışında şirket merkezine gelmemesi ve personele ilişkin konularda muhatap olmaması rica olunur. Aksi halde yasal yollara başvurmak zorunda kalınabileceği tebliğ edilir.” şeklinde olmakla tavsiye niteliği taşıdığından ortada icrai bir karar bulunmadığından yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.