Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10842 E. 2014/17418 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10842
KARAR NO : 2014/17418
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ : SARAYKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2013
NUMARASI : 2013/29-2013/386

Taraflar arasında görülen davada Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/11/2013 tarih ve 2013/29-2013/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin esnaf olup “… Büfe” unvanı ile esnaf siciline kayıtlı olduğunu, davalının ise 16.12.2009 tarihinde “… Tekel Bayii “olarak ticaret siciline kendini kaydettirdiğini, müvekkilinin “M…” ibaresi üzerinde öncelik ve üstünlük hakkının söz konusu olduğunu, tescilde öncelik ilkesi gereği Meydan unvanının müvekkilinden sonra tescil ettiren davalının Meydan unvanının kullanmaktan yasaklanmasını ve ticaret sicilinden silinmesi gerektiğini, Sarayköy’de … Tekel Büfe denince herkesin aklına müvekkilinin işyerinin geldiğini, davalının bunu bildiği için bu ismi seçtiğini ,tanınmışlıktan istifade etmek istediğini, davalının müvekkilinin unvanını haksız bir şekilde kullandığını ileri sürerek, müvekkilinin Meydan ibaresini kullanmakta öncelikli hak sahibi olduğunun tespitine, meydan ibaresinin davalının ticaret unvanından silinmesine, davalının meydan ibaresini kullanmasının önlenmesi ve yasaklanmasına, giderleri davalıya ait olmak üzere gazetede yayınlanmasına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, müvekkilinin 16.02.2009 tarihinden bu yana H.. S..-… Tekel Bayii unvanı ile kayıtlı tacir olduğunu, yöre halkınca Sarayköy meydanı olarak bilinen mevkide perakende bakkaliye işi ile uğraştığını, müvekkilinin ticari unvanının usulünce ilan edilip tescil edildiğini, … Tekel Bayii markasını adına tescil ettirmek için 31.08.2012 tarihinde Türk Patent Enstitüsü’ne 2012/7413 sayı ile başvurulduğunu, müvekkilinin üç yıla yakın bir zamandır meydan sözcüğünü kullandığını, bu süre zarfında davacının buna ses çıkarmadığını ancak Türk Patent Enstitüsü’ne marka başvurusunda bulunması üzerine bu davayı açtığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu büfelerin bulunduğu yerin meydan olduğu, bu durumun tanık anlatımları ile de umuma mal olduğu, meydan denilince bunun anlaşıldığı gibi tanık beyanlarından da dükkan isimlerinden çok dükkanların sahiplerinin ismiyle anıldığı, dolayısıyla ismin umuma ait bir isim olduğu ve ismin kullanılmasından kaynaklı bir karışıklık olmadığı grekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki dava, Türk Ticaret Kanunu’nun 52. maddesine dayalı olarak açılan ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve davalı ünvanının ticaret sicilinden terkini istemine yöneliktir. Davacı, 5846 sayılı FSEK’ten kaynaklanan eser sahipliği haklarına ya da 551, 554 ve 556 sayılı KHK’lardan kaynaklanan tescilli sınai mülkiyet haklarına dayalı bir hak iddiası ile talepte bulunmamıştır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Bu durumda, uyuşmazlığın TTK’nın 52 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve sicilden terkin davası niteliğinde bulunması nedeniyle, davaya bakmak genel mahkemelerin görevi dahilinde bulunduğu halde, mahkemece ihtisas mahkemesi sıfatıyla işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.