Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1125 E. 2014/8205 K. 02.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1125
KARAR NO : 2014/8205
KARAR TARİHİ : 02.05.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2012/70-2013/713

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.09.2013 tarih ve 2012/70-2013/713 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 1998 yılından beri tasarruflarını Y..Bank A.Ş’nin Avcılar Şubesi’nde mevduat hesabı açmak suretiyle değerlendirmekte olduğunu, 22 Aralık 1999 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Bankanın T.. F..’na devir edilmesi üzerine müracaatında, hesabının off-shore olarak adlandırılan hesap olduğu, ancak bütün mevduatların güvence altında olduğu, vadesi gelince ödeneceği beyanında bulunulduğunu, hesabının off-shore şeklinde açıldığını duyunca şaşırdığını, parasının gönderilmesi için havale yaptırmadığını, havale yapılması içinde ayrıca bir masraf da yatırmadığını ileri sürerek, alacaklı olduğunun tespiti ile alacağının 13/12/1999 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında, davalı TMSF hakkında açmış olduğu davasını atiye terk ettiğini bildirmiştir.
Davalılar TMSF ve Ing Bank A.Ş vekili, davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan OYAK Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Y..Bank Off Shore Bank Ltd. başlıklı hesap açma talimatı verdiği, davalı Y.. Bank A.Ş. tarafından da davacının bu istemi doğrultusunda paranın off-shore bankası hesabına havale edildiği, bu yazının aslının temini mümkün olmamışsa da davacının ismi altındaki imza ile dava dilekçesindeki imzası karşılaştırıldığından aynı el mahsulü olduğunun tereddüte vermeyecek derecede anlaşıldığı, davacı tarafından imza inkarında da bulunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı I..Bank A.Ş’nin külli halefi olduğu Y.. A.Ş. Avcılar Şubesi’nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Y.. Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddi cihetine gidilmiş ise de, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Y.. A.Ş’nin ve B.. Holding’in yöneticisi olan A..B.. hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600 Esas, 16537 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, A.. B.. ve Y.. A.Ş’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Y.. A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların B.. Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Y.. A.Ş’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağını Y.. Security Off-Shore Ltd’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının eldeki dava yönünden hukuki sonuçları değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, davaya konu havale talimatının davacı tarafından verildiği şeklindeki gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.