Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/670 E. 2014/8207 K. 02.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/670
KARAR NO : 2014/8207
KARAR TARİHİ : 02.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2013/4-2013/411

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2013 tarih ve 2013/4-2013/411 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı gerçek kişiler tarafından yapılan sahtecilik ve dolandırıcılık işlemi sonucunda müvekkilinin 200.000 USD tutarındaki parasının sahte talimatla başka bir hesaba aktarılarak çekildiğini, davalı bankanın bu işlem sebebiyle kusurlu ve sorumlu olduğunu, söz konusu işlem sebebiyle müvekkilinin manevi olarak zarara uğradığını ayrıca avukatlık ücreti ve masraf avansı yaptığını ileri sürerek, alacak davasına ilişkin olarak şimdilik 1.000 TL’nin, yapılan masraf ve avukatlık ücreti gideri olarak 35.600 TL’nin ve 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu dilekçeyle avukatlık ücreti giderine ilişkin olarak taleplerinin 12.000 TL olduğunu ve gerçek kişi davalılar hakkında açmış oldukları davaları geri aldıklarını bildirmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili tarafından, alacak davasına konu miktarın davacıya ödendiğini, eldeki davanın konusuz kaldığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar vekilleri de davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka vekili tarafından sunulan hesap ekstresinin incelemesinde, davalı banka tarafından davaya konu ana para ve işlemiş faizinin davacı hesabına yatırıldığı, bu haliyle söz konusu talebe ilişkin davanın konusuz kaldığı, davacının avukatı ile yapmış olduğu sözleşme gereğince ödediği avukatlık ücretinin üçüncü kişiden talep edilemeyeceği, mal varlığına yönelik eylemler sebebiyle manevi tazminat talep edilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın vazgeçme sebebiyle reddine, davalı banka hakkında açılan alacak davasının konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı banka hakkında açılan vekalet ücreti alacağı ve manevi tazminat alacağına yönelik istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, banka çalışanları tarafından yapılan sahtecilik ve dolandırıcılık işlemi sonucunda müvekkilinin 200.000 USD tutarındaki parasının sahte talimatla başka bir hesaba aktarılarak çekildiğini, davalı bankanın bu işlem sebebiyle kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın konusuz kaldığı, bu nedenle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yönünde karar verilmişse de davacı tarafça Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davanın 31.08.2012 tarihli olduğu, davacı ile davalı banka arasındaki ilişkinin bankacılık sözleşmesinden kaynaklandığı, söz konusu havale işlemi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davalı banka tarafından ihlal edildiğinin öne sürüldüğü anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 4/1-f maddesi uyarınca bankalara ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava niteliğinde olup, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4/f maddesi kapsamında, mevduat kabulü, bankacılık faaliyeti olarak tanımlanmıştır. Bu durumda mahkemece, asliye ticaret ve asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi niteliğinde olduğu ve davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu göz önüne alınmak suretiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.