Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12327 E. 2014/18954 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12327
KARAR NO : 2014/18954
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2014
NUMARASI : 2014/47-2014/232

Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 tarih ve 2014/47-2014/232 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, T.. Turizm A.Ş’nin özelleştirilmesinin sağlanması amacıyla tüzel kişiliği sona erdirilerek tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte Sümer Holding A.Ş’ye devredildiğini, T..Genel Müdürlüğü ile ilgili yolsuzluk iddialarının ortaya atılması üzerine TBMM 10/2 nolu Meclis Araştırma Komisyonu’nca usulsüzlük ve yolsuzluklar araştırılmış ve yapılan incelemeler sonucunda bu konuyla ilgili raporlar düzenlendiğini, bu rapor kapsamında T..Turizm İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü ve işletmelerinde 1994 – 1995 yıllarında çeşitli mal ve hizmet alımlarının fiilen yapılmadığı halde, bu mal ve hizmet alımı yapılmış gibi gösterilerek mevcut veya hayali firmalardan naylon veya mahiyeti itibarıyla yanıltıcı faturalar kullanmak suretiyle, bir kısım görevlilerin ödenmiş gibi gösterilen bu paraları zimmetlerine geçirdiklerini, bu faturalarda yer alan Katma Değer Vergilerinin 14.02.2000 tarihinde Çankaya Vergi Dairesi’nce ilgili dönem beyannamelerinden reddiyatların yapılması sonucu müvekkil kurumın tarafından ödendiğini, davalının görevini suistimal ederek naylon ve mahiyeti yanıltıcı faturalar kullanmak suretiyle usulsüzlük yaptığını ileri sürerek, kurum zararı olan 23.405, 41 TL’nin 19.02.2001 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğramış olduğunu, genel müdür olan davalı müvekkilinin faturaların ne şekilde temin edildiği, yaptırılan işlerin karşılığı olup olmadığı ya da faturayı veren firmaların vergi mükellefi olup olmadığını bilmesinin imkanı bulunmadığını, davacı kurumda uygulanan muhasebe sistemi uyarınca genel müdürlüğe gönderilen irtibat dekontlarına fatura asıllarının eklenmesi zorunluluğu olmadığını, genel müdürün görevinin genel koordine, sevk, idare ve temsil olduğunu, müvekkilinin dava konusu iş ve işlemlerle ilgili olarak konumu itibariyle herhangi bir görevi bulunmadığını, kaldı ki, müvekkilinin 24.12.1995 tarihinde yapılan genel seçimlere katılmak için 1995 yılının Ekim ayında görevinden istifa ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, T.. Tur. A.Ş’nin özelleştirilmesi sonucu bu şirketi, tüm hak ve yükümleriyle birlikte devralan davacı şirket tarafından mal alımı ve faturalara konu işlerin yapılmadığı hayali şirket ve firmalar adına sahte ve içeriği yanıltıcı faturalar düzenlenip faturalara konu meblağların davalılarca zimmetlerine geçirilip şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla dava açılmış ise de, davacı şirketin iddiasının, vergi denetmenlerince düzenlenen rapora dayalı olarak, faturayı kesen firma ve şirketlerin hayali olduğu hususuna dayalı olduğu, ancak, faturalara konu malların teslim edilip edilmediği ve hizmet alımına konu faturalara ilişkin hizmetlerin yapılıp yapılmadığı konusunda fiili bir araştırma ve tesbit yapılmadığı gibi bu konuda dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı, bu süreç içerisinde açılan ceza davalarında yapılan yargılamalar neticesinde de
davalının sorumluluğunun maddi vakıalarla ortaya konulamadığı, alınan raporlarda mal ve hizmet alımı yapılmadığı iddia edilen ilgili İşletmelerde yapılan keşif ve incelemeler sonucu faturalara konu malların alınıp İşletmenin ihtiyacı olan işlerde kullandığı ve aynı şekilde faturalara konu hizmet alımıyla ilgili işlerin noksansız yapıldığının tespit edildiği, keza yine T.. Teftiş Kurulu’nca sahte ve yanıltıcı olduğu iddia edilen faturalarla ilgili olarak Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde düzenlenen bilirkişi heyet raporunda da; vergi kayıt ve belgeleri yönünden yapılan inceleme ve tesbitlerin, yani faturalara konu malların teslim edilmediği, hizmetin yapılmadığı yolundaki tespitlerin, fiili bir tesbite dayalı olmadığının belirlendiği, ayrıca davalının genel müdür olduğu işletmenin yetkililerinin, mal teslim eden ve işletmeyle ilgili işleri yapan firmalarca, kesilen faturalara göre ödeme yapacakları tabi olup asıl olan malın teslimi ve hizmetin yapılmış olmasıdır. Malı teslim eden yada işi fiilen yapan firmaların vergi ve ticaret sicil kaydının olmamasının veya fatura karşılığı ödemeleri kanuni defter ve kayıtlarına geçirmemiş olmalarının vergi mevzuatı yönünden yaptırımı söz konusu olup, davalının sorumluluğunun bulunmadığı, önemli olan hususun malın veya hizmetin fiilen verilmiş olması olduğu, nitekim, T.. Marina İşletmesi’nce karşılığı ödenen faturalara konu elektrik ve inşaat işlerinin yapılmadığı yolundaki tespitin, fiili bir araştırma sonucu olmayıp aksine T.. Teftiş Kurulu Müfettişleri’nin, hiçbir araştırma yapmadan, faturaları kesen firmaların hayali olduğu yolundaki vergi denetmenlerince düzenlenen rapora dayalı olduğu, T.. merkez ve işletmelerinde gerek iş yapımı ve gerekse malzeme alımları konusunda Satınalma ve Yaptırma Komisyonu Kurulu olup mal alım ve iş yaptırmanın bu komisyon kararlarına göre yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle davalı genel müdürün Satınalma ve Yaptırma Komisyonu kararı olmadan mal ve hizmet alımı yapmasının söz konusu olmadığı, davalının eylemleri ile davacı şirkete zarar vermiş olduğu hususunun usulüne uygun olarak ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının genel müdür olarak çalıştığı dönemde T.. Turizm A.Ş’ye verdiği iddia edilen zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilince devralınan T.. Tur. A.Ş. özelleştirilmeden önceki döneme ilişkin, mal alımı ve faturalara konu işlerin yapılmadığını, hayali şirket ve firmalar adına sahte ve içeriği yanıltıcı faturalar düzenlenip faturalara konu meblağların davalı tarafça zimmete geçirildiğini ve bu suretle şirketin zarara uğratıldığını iddia etmiştir. Mahkemece sahte ve yanıltıcı olduğu iddia edilen faturalar üzerinde mali uzman bilirkişi ve hukukçu bilirkişi vasıtasıyla yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, temel alınan rapor karar vermeye yeterli olmadığı gibi, bilirkişiler de alanında uzman değildir. Bu durum karşısında, davalının görev tanımı da dikkate alınarak, alanında uzman bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.