Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/13324 E. 2014/19207 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13324
KARAR NO : 2014/19207
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2013
NUMARASI : 2013/144-2013/229

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2013 tarih ve 2013/144-2013/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar A.. Y.. ve S.. Y.. vekili tarafından istenmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı A.. Y.. arasında ferdi kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar M.. K.. ve S.. Y..’nın da söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalıların borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, 4.154,06 TL alacaklarının 31.01.2004 tarihinden itibaren ana para üzerinden işleyecek %148,5 temerrüt faizi ve fer’ileriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan A.. Y.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup temerrüt tarihi itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 akdi faiz oranı üzerinden hesaplanan asıl alacak tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca kefalet limiti belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL’den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereğince %190 üzerinden temerrüt faizi uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde davalı asıl borçlu A.. Y..’nın 300,70 TL asıl alacak, 2.849,98 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 3.150,68 TL, kefil davalılar M.. K.. ve S.. Y..’nın ise 250,00 TL asıl alacak, 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL’den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme yasağı nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere 3.367,47 TL’nin (davalılar M.. K.. ve S.. Y.. 3.038,96 TL’den sorumlu olmak üzere) 308,68 TL asıl alacağa (davalılar M.. K.. ve S.. Y.. 285,22 TL asıl alacaktan sorumlu olmak üzere) 31.01.2004 tarihinden itibaren işleyecek %148,5 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir. …/…
Kararı davacı vekili ile davalılar Ayşe ve S.. Y.. vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalılar A.. Y.. ve S.. Y..’ya 22/05/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK’nın 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra, davalılar vekili tarafından 09/06/2014 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, uyulan bozma ilamına göre, yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmadan önce kurulan hükümde bir kısım alacağa %153 faiz oranı üzerinden, bir kısım alacağa ise Tüketici Kanunu’nun yürürlükte bulunduğu dönem içinde %132,60 faiz oranı üzerinden faiz hesap edilmiş, Dairemizce karar, Mahkemece temerrüt faizi hesabının kredi sözleşmesi hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur. Ancak bozmadan sonra alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda, yanılgılı ve davalıların önceki hükmü temyiz etmemiş olmaları nedeniyle davacı yararına oluşan müktesep hakkın ihlaline yol açacak şekilde %148,50 oranı üzerinden yapılan temerrüt faizi hesabına göre hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı davalılardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.