Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/13705 E. 2014/19321 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13705
KARAR NO : 2014/19321
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2014/83-2014/302

Taraflar arasında görülen davada İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.06.2014 tarih ve 2014/83-2014/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı idarenin açtığı “PTT Posta Ayırım, Dağıtım ve Taşıttırılması İşi”ne ilişkin ihaleye 04.06.2002-31.12.2002 tarihleri arasında kendi firması adına, 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arasında ise ortak girişim grubu olarak katıldığını, davalı idarenin ihale şartnamesine işçi asgari ücretlerinde meydana gelecek artışlar dolayısıyla doğacak SSK prim farkının idarece müteahhide ödeneceğine ilişkin hüküm koyduğunu, ancak bu hükmü hukuka aykırı olarak uygulamadığını ileri sürerek, davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde müvekkili tarafından ödenen toplam 12.376,56 TL’nin ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu alacağın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 24.01.2013 tarih, 2013/1053 Esas, 2013/18727 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının 2003 yılına ilişkin ihaleye ortak girişim grubu olarak katıldığı, ortak girişim grubunu oluşturan davacı dışındaki diğer ortak Makintur Makine İnşaat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisinin davaya muvafakat ettiği, 2002 yılına ilişkin istekle ilgili olarak verilen ilk kararın kesinleştiği, 2003 yılı için daha önce verilen kararda belirtilen tutar yönünden kararı davacının temyiz etmemesi nedeni ile davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, ancak kısa kararda maddi hata sonucunda bu miktarın 7.937,01 TL olarak yazıldığı, bu miktara ödeme tarihinden itibaren yasal faizi uygulanacağı gerekçesiyle 2002 yılına ilişkin istekle ilgili olarak verilen ilk karar kesinleşmiş olmakla bu kısımla ilgili olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2003 yılı için 3.968,50 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
– Dava, hizmet alımına ilişkin ihale kapsamında SSK prim farkının idarece ödenmemesi sebebiyle alacak istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda ”2003 yılı için 7.937,01 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, ”2003 yılı için 3.968,50 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kabul edilen tutar yönünden kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.