Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1385 E. 2014/3815 K. 28.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1385
KARAR NO : 2014/3815
KARAR TARİHİ : 28.02.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.11.2012 tarih ve 2011/321-2012/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin … 250 mg (6 ve 12) Vajinal Tablet isimli ürünün lisans hakkı sahibi olduğunu; davacı ile davalı arasında, söz konusu ürünün ithali, pazarlanması ve dağıtılması ile ilgili olarak 15.09.2003 tarihinde lisans ve distribütörlük sözleşmesi imzalandığını; söz konusu sözleşme ile davalının, davacıya ait ürünün Türkiye’ye ithali ve reçete ile satılması yetkisini 01.09.2004 tarih, 116 cilt ve 27 yaprak sayılı yabancı tıbbi müstahzarlar ruhsatnamesi ile aldığını; 2009 yılından itibaren davacının, davalı ile iletişim kuramamaya başladığını, harici yapılan araştırmalar sonucunda davalının piyasaya ciddi anlamda borçlandığını öğrendiğini, borca batık olması sebebiyle anılan ürünü ithal edip, pazarlama yetisini kaybettiği sonucuna varıldığını, bu durum üzerine hem davalıya hem de … Bakanlığı’na ihbarname gönderildiğini, davalı yanca ruhsat devrine yönelik bir işlem yapılmaması halinde, mahkemece ruhsatın devri konusunda karar alınması gerektiğinin bildirildiğini, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin 10. maddesi gereğince 15/09/2003 tarihli lisans ve distribütörlük sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, feshin ve tek satıcılık belgesinin geri alındığının tespitine, davalı yanca kendisine teslim edilen mevcut ürün dosyasının tüm bilgi ve belgelerinin iadesine … Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü’nce verilmiş olan 01/09/2004 tarih 116 cilt ve 27 yaprak sayılı yabancı tıbbı müstahzarlar ruhsatnamesini, davacının tek satıcılık yetkisi tanıdığı/tanıyacağı Türkiye’de sanat icrasına mezun başka bir firmaya devrine ve davacıya devir hakkı tanınmasına, bu hususların T.C. Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü’ne bildirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşme incelendiğinde yetkili mahkemenin ve hukuken tanımlanmış olduğu görevli yargı yerinin Uluslararası Ticaret Odası ve taraflar arasında … Hukuku’nun geçerli olacağının belirlendiğini, bu nedenle mahkemenin bu davaya bakma yetkisinin bulunmadığını; tarafların arasında uyuşmazlığın hakimi ve çözümü yolunda sözleşme ile karar alınması halinde ulusal ve uluslararası hukukta
uyuşmazlığın hakemle çözümlenmesinin gerektiği hususunda açıklık bulunduğunu, öncelikle davanın bu yönden reddine karar verilmesini, davacının gerekli araştırma ve incelemeyi yapmaksızın davalının hak ve yetkilerini elinden alma amacının bulunduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında davacı şirketin lisans hakkı sahibi bulunduğu ilaç ürününün davalı şirket tarafından Türkiye’ye ithali, pazarlanması ve dağıtılmasına ilişkin 15/09/2003 tarihinde 5 yıl süreli lisans ve distribütörlük sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin 10.01 maddesinde yer alan hüküm gereği 15/09/2008 tarihinde 2 yıl süre ile kendiliğinden yenilendiği, bu tarihten sonra taraflar arasında sözleşmenin devamına ilişkin yazılı yenileme sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki tahkim şartının, sözleşme ilişkisi süresince geçerli bulunduğu, sözleşme ilişkisi sonlandıktan sonra, esasa yönelik/sözleşmesi ilişkisinin taraflarca fiilen devamının sağlanması durumunda tahkime yönelik/usule yönelik şartın sona erdiği, bu nedenle, taraflar arasındaki tahkim şartının süresinin dolması nedeniyle sözleşmenin uygulanması kapsamında çıkan uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin görevli ve yetkili bulunduğu, taraflar arasında yapılan 15/09/2003 tarihli sözleşmede, … maddi hukukunun uygulanacağın kararlaştırılmış olmakla, bu kapsamda özellikle sözleşme … maddi hukuku yönünden birlikte yapılan incelemeye göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.02 maddesinin d fıkrasında davalı/lisans sahibinin mutlak süretle iflası veya tasfiye sürecinin şart koşulmadığı, piyasaya karşı borcunu ödeyemez duruma gelmesinin de haklı sebep olarak düzenlendiği, her ne kadar davalı yanca ruhsatlara konulan hacizlerin kaldırıldığına ilişkin olarak dosya kapsamına bir takım mahkeme kararları ve Yargıtay ilamları sunulmuş olsa da söz konusu kararlar üzerinde yapılan incelemelerde kararlarda ortak olarak özetle “ruhsata bağlı hakların, ancak adına ruhsat düzenlenmiş olan gerçek/tüzel kişi tarafından kullanılabileceği, ayrıca cebri icra yoluyla devrinin mümkün olmadığı, kaldıki ilaçların ruhsatların izin niteliğinde olup ekonomik değeri bulunan bir mal yada alacak olarak değerlendirilemeyecekleri” gerekçesinin yer aldığının görüldüğü; 3. kişi tarafından verilen ve ekonomik değeri olmayan izin belgesi niteliğindeki ilaç ruhsatlarının, söz konusu ilaçların pazara sunulması için gerekli olan bir belge olması sebebiyle ruhsatlar üzerine konulan hacizler üzerinde alacaklının bir menfaati bulunuyor olması sebebiyle hacizlerin kaldırıldığı, takip konusu alacakların davalı yanca sonlandırıldığına dair dosyada herhangi bir delil yer almadığı; taraflar arasında yapılan sözleşmede haklı fesih sebepleri sözleşmenin 10.maddesi kapsamında açıkca belirlenmiş olup taraflardan birinin sözleşme gereği üzerine düşen sorumluluk, özen ve dikkatin yerine getirmediği durumlarda başvurulacak ilk düzenlemeler söz konusu sözleşmenin ilgili maddesi ve içeriğinde yer alan düzenlemelere ilişkin olacağı; sözleşmenin 10.02 maddesinde de belirtildiği üzere (d), (f) ve (g) fıkralarının ihlali durumunda davacı yanın bildirimde dahi bulunmaksızın sözleşmeyi fesh edebileceğinin karara bağlandığı, davacının, 31/05/2011 tarihinde davalıya hitaben … 36. Noterliği aracılığıyla fesih ihbarında bulunduğunun tesbit edildiği, bu kapsamda, yapılan değerlendirme neticesinde davalının piyasaya ciddi anlamda borçlanmış olmasının ve borçlarını ödemede temerrüde düşmüş olmasının taraflar arasındaki sözleşmenin 10.02 maddesinin (d) bendi gereğince haklı bir fesih sebebi olduğu ve feshin gerçekleşmesi için herhangi bir ön bildirimde bulunulmasının bu madde yönünden şart koşulmadığı; bu nedenle
davacının haklı olarak özleşmeyi tek taraflı fesih yetkisine haiz olduğu, taraflar arasında imzalanan 15/09/2009 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 15/09/2008 tarihi itibariyle sona erdiği, ancak sözleşmenin 10.01 maddesinde yer alan hüküm gereği sözleşmenin resen 2 yıl daha uzadığı, ancak 2 yıllık sürenin sonu olan 05/09/2010 tarihi itibariyle sona erdiği ve sözleşme gereği davalı yana verilen tek satıcılık yetkisinin sona eren sözleşme ile beraber ortadan kalması gerektiği, … maddi hukukunda da uygulamanın bu yönde olduğu, bu nedenlerle, davacının, davalı aleyhine eldeki davayı açmakta haklı ve hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı …A. ile davalı … … Sağlık Ürünleri İthalat İhracat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında düzenlenen 15.09.2003 tarihli … ve … Sözleşmesi’nin davacı tarafından haklı nedenlerle feshedildiğinin ve tek satıcılık yetkisinin geri alındığının tesbitine, davacı tarafından davalıya teslim edilen mevcut ürün dosyasının tüm bilgi ve belgeleri ile davacıya iadesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen sözleşme aslı İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun uyarınca tahkim şartının geçerli olmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.