YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14974
KARAR NO : 2014/16674
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ : DİDİM (YENİHİSAR) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2011
NUMARASI : 2010/228-2011/441
Taraflar arasında görülen davada Didim (Yenihisar) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/09/2011 tarih ve 2010/228-2011/441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ile davalı arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı yanca muris adına olan taşınmazların üzerine iki adet otel yapılacağının, otellerden 1620 ada 2 parsel üzerindekinin murise, 1825 ada 10 parsel üzerindekinin davalıya ait olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre yüklenici davalının sonuçta arsa sahibine ait olacak oteli, yapmak istemez ya da yapamaz ise önceki aşamalara göre davalı-yükleniciye devredilen hisselere %5 oranında daha bir hisse eklenerek 1825 ada 10 parsel üzerine inşa edilecek otelde yüklenicinin %65, arsa sahibinin ise %35 hissesinin olacağını belirtip, o aşamadan sonra otelin taraflarca bu hisselere göre beraberce ve ortak işletileceğinin hükme bağlandığını, davalı-yüklenici edimini tam olarak yerine getirmediğinden açtıkları davada alacak talebinin kısmen kabulüne karar verildiği gibi “dava konusu Didim 1825 ada 10 parsel üzerindeki otelin %35 oranında davacılar, %65 oranında davalı tarafından birlikte isletilmesi suretiyle muarazanın giderilmesine” şeklindeki hükmüyle de otelin birlikte işletilmesine karar verildiğini, tarafların temyizi üzerine Yargıtay’ın sadece alacak istemi yönünden kararı bozup sair temyiz itirazlarının reddine dair karar ittihaz ettiğini, ancak, davalı tarafın mahkeme kararının uygulanmasına engel olduğunu, oteli tek başına işletmeye devam ettiğini, tarafların henüz personel atanması işlemini dahi müştereken kararlaştıramadıklarını, müvekkillerinin alınan kararlara katılmalarına olanak tanınmadığını, davalının işletmeyi yasalara aykırı olarak ve hatta suç teşkil edecek şekilde işlettiğini, çift muhasebe kaydı tuttuğunu ileri sürerek Didim 1825 ada 10 parsel üzerindeki otelin tayin olunacak kayyıma teslimine, otelin her bir departmanına birer yetkili atanarak, bu yetkililerin kayyıma karşı sorumlu kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müvekkilinin önüne iki seçenek sunulduğunu, birincisinin 1620 ada 2 parsel üzerine sözleşme şartlarına uygun olarak apart otelin yapılması, ikincisinin ise, otelin yapılmasından vazgeçilerek 1825 ada 10 parsele yaptığı otelin %65 ve %35 payla birlikte işletilmesi olduğunu, müvekkilinin birinci seçeneği yani 1620 ada 2 parsele apart otelin yapılmasını seçtiğini, ancak söz konusu parselin imar durumunun uygun olmaması sebebiyle bunun yerine getirilemediğini, üzerinde inşaat yapılacak arsanın imar durumunun alınmasının, plan ve projelerinin belediyeden onaylatılmasının ve inşaat ruhsatının alınmasının mülkiyet hakkı ile bağlantısı sebebiyle arsa sahibinin yetkisinde ve yükümlülüğünde olduğunu, davacının yer teslimi borcunu ifa etmediğini, Yargıtay tarafından davacının dayandığı mahkeme kararının tümden bozulduğunu, infazı kabil bir kararın bulunmadığını, şirkete kayyım atanma şartlarının oluşmadığını, davacıların bu yönde bir talepte bulanamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi ve alacak istemli davanın devam ettiği, kayyım atanmasını gerektiren sebeplerin TMK’da sınırlı olarak sayıldığı, buna göre bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun olması, yönetimin başka yoldan sağlanamamış olması halinde kayyım atanabileceğinin düzenlendiği, sayılan hususların hiçbirisinin dava konusu edilen şirkette mevcut olmadığı, davalı şirketin tüm organlarının faaliyetine devam ettiği, bu hali ile davanın yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisleri ile davalı arasında düzenlenen sözleşme hükümleri uyarınca ortak işletilmesi gereken otelin davalı şirket tarafından tek başına işletildiğini, bu nedenle zarar gördüklerini iddia ederek otelin işletilmesi için kayyım tayin edilmesini istemiş ve Didim Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/426 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada davalı şirket tarafından inşaa edilen otelin %35 oranında davacılar, %65 oranında davalı tarafından birlikte işletilmesine, muarazanın bu surette giderilmesine karar verildiğini, Yargıtay Yüksek 14. Hukuk Dairesi’nin kararı sadece alacak talepleri yönünden bozduğunu, bu itibarla mahkeme kararının birlikte işletmeye ilişkin hükmünün kesinleştiğini iddia etmiştir. Davalı ise, Didim Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/426 Esas sayılı dosyasında verilen kararın birlikte işletmeye yönelik kısmının da kesinleşmediğini savunmuştur.
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davacılar, davalı şirkete değil, taraflarca birlikte işletilmesi gereken otelin yönetimi için kayyım atanmasını talep ettikleri halde mahkemece, davalı şirkete kayyım atanması istenmiş gibi davalı şirketin organlarının tamam olduğu ve davalı şirkete kayyım atanmasını gerektiren hususların bulunmadığından bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla mahkemece, uyuşmazlığın belirtilen otelin yönetimine kayyım atanması olduğu gözetilerek otelin %35 oranında davacılar, %65 oranında davalı tarafından birlikte işletilmesine ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği de değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yanlış nitelendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.