Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/16317 E. 2014/18707 K. 01.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16317
KARAR NO : 2014/18707
KARAR TARİHİ : 01.12.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/03/2014
NUMARASI : 2012/36-2014/50

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/03/2014 tarih ve 2012/36-2014/505 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirkette nama yazılı hisse sahibi olduğunu, davalı şirketin 2009-2010 yıllarına ilişkin 19/01/2012 tarihli olağan Genel Kurul Toplantıya ilişkin çağrının usulüne uygun yapılmadığını, toplantıda alınan tüm kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 19/01/2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1,3,4,5,6,7,8 ve 9 nolu kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, toplantıya çağrının usulüne uygun yapıldığını, genel kurulun davacıların katılımı ile gerçekleştiğini, alınan kararda yasaya ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenen genel kurul kararının 5. maddesinde şirketin safi karını sermayeye eklemek yerine olağan üstü yedek akçe olarak ayırması, öte yandan da 8. maddede sermaye artırımına gidilmesinin kendi içinde çelişki oluşturduğu, zira şirketin paraya ihtiyacı olduğu ve artırımda kullanılabilecek iç kaynaklar da bulunduğuna göre doğrudan bu kaynağın kullanılması, ihtiyaç hala giderilemiyorsa geri kalan kısım için dış kaynaklardan artırım yapılması gerektiği, aksi takdirde mevcut ortaklar bedelsiz pay alma hakkında mahrum kalacakları gibi daha sonra yapılacak dış kaynaklı artırımda da hisselerine tekabül edecek rüçhan hakkı karşılığı yeni payların azalması nedeniyle de mağdur edilmiş olacakları, TTK.nın 381.maddesinde atıf yapılan dürüstlük kurallarının da bunu gerektirdiği, genel kurulda alınan diğer kararların iptali için somut bir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 19/01/2012 tarihli genel kurul toplantısında kabul edilen gündemin 5 ve 8. maddelerine ilişkin kararların iptaline, diğer iptal taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu iptali istenen genel kurulda, şirketin 2010 yılı 7.179.503,45 TL tutarındaki net karından 743.753,30 TL’nin 2009 yılına ait geçmiş yıllar zararına mahsup edilmesine, 321.787,50 TL tutarında yasal yedek akçe ayrılmasına, geriye kalan 6.113.962,65 TL’lik kısmının ise olağan üstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde bırakılmasına ve sermaye arttırımına karar verilmiştir. Genel kurul bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfınazar edemez ise de, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi, ortaklığın gelişmesi ve şirketin finansmanının sağlanması gibi haklı sebeplerle kârın dağıtılmayarak, olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkündür. Bilirkişi raporu ile şirketin sermaye ihtiyacı saptandığına göre, mahkemece sermaye ihtiyacının şirket iç kaynaklarından karşılanması gerektiğinden bahisle, kar payı dağıtılmaması ve sermaye arttırımı kararının afaki iyi niyet kurallarına ve kanuna aykırı olduğu kabul edilerek iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.