YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16351
KARAR NO : 2014/16890
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2011
NUMARASI : 2009/313-2011/527
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2011 tarih ve 2009/313-2011/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile Ş.. K.. dışındaki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların kat maliki bulunduğu ana taşınmazın pis su gider borularının tıkanması nedeniyle suların 21/12/2008 tarihinde davacıya iş yeri sigorta poliçesiyle sigortalı iş yerini bastığını, iş yeri ve içindeki çeşitli emtialarda hasar meydana geldiğini, davacı tarafından sigortalıya 07/05/2009 tarihinde 45.500,00 TL hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, 45.500,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar T.. Ş.., R.. K.. ve A.. A.., davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalıların kat maliki oldukları ana taşınmazın 21/12/2008 tarihinde bina atık su bağlantı kanalının tıkandığı, bu tıkanma nedeniyle su baskınının meydana geldiği, binanın zemin katında iş yeri bulunan davacının sigortalısına ait işyerini su bastığı, dericilik işi ile uğraşan sigortalının iş yeri ve emtialarının zarar gördüğü, davalıların ana binanın bağlantı boruları ve atık su kanalındaki her türlü bakım ve gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, hasar gören emtiaların ancak yere istiflenmesi şeklinde hasar görebileceği, hasar gören emtiaların bu şekilde bırakılmasında sigortalının da aynı oranda sorumluluğunun ve özen yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesiyle, davalı Ş.. K.. yönünden açılan davanın HMK’nın 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davalılar H.. Ö.., T. Y.., R.. K.. ve A.. A.. yönünden davanın kısmen kabulüne, 3.185,00 TL’nin davalı Hamiyet, 3.185,00 TL’nin davalı Arif, 3.185,00 TL’nin davalı Rıza, 6.142,50 TL’nin davalı T. Ş..’den temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile Ş.. K.. dışındaki davalılar temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, İş yeri sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece bina maliki olan davalıların ana binanın
bağlantı boruları ve atık su kanalındaki her türlü bakım ve gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, ancak emtiaların hasara uğramasında eylemleri nedeniyle sigortalının da aynı oranda sorumluluğunun ve özen yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan sorumludur. Başka bir deyişle, bina malikinin sorumluluğu “kusursuz” sorumluluk olup, binanın neden olduğu tüm zararları, (sebep-sonuç ilişkisini kesen “zarar görenin ağır kusuru”, “3. şahsın ağır kusuru” veya “mücbir sebep” dışındaki) karşılamakla yükümlüdür. Yani, bina sahibi, ancak, mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini kanıtlar ise sorumluluktan kurtulabilecektir.
Dava konusu olayda, emtiaların yere ya da yere yakın yere istiflenmesi sebebiyle hasar görebileceği bildirilerek, emtiaların bu şekilde istiflenmesi suretiyle sigortalının da sorumluluğunun bulunduğu bildirildiğine göre; davacının sigortalısının eyleminin BK.nın 58. maddesi uyarınca sorumluluğu bulunan bina maliklerinin bu sorumluluğundan kurtulmasını sağlayacak sebeplerden olduğu kabul edilemez. Yani, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğinden söz edilemez. Ancak; BK’nın 43. maddesinde yer alan “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eyler.” hükmü ile 44. maddesinde düzenlenen “Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.” hükümleri nazara alındığında; sigortalının emtiaları yere ya da yere yakın yere istiflemesi nedeniyle tazminat miktarından indirim yapılabilir. Yani, sigortalının eylemi indirim sebebi olabilecektir. Mahkemece, sigortalının sorumluluğunun aynı oranda olduğu kabul edilerek, belirlenen tazminatın yarısının bina maliklerinden arsa payları oranında tahsiline hükmedilmişse de bu husus somut olayın özelliklerine uygun düşmemekte, sigortalının sorumluluk oranı yüksek bulunmaktadır. Bu suretle, mahkemece, sigortalının eylemi nazara alınarak, davalıların sorumlu bulunduğu tazminat miktarından daha az bir indirime gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 839,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.