Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9369 E. 2014/13520 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9369
KARAR NO : 2014/13520
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

MAHKEMESİ : ÜRGÜP ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2013/75-2013/151

Taraflar arasında görülen davada Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/06/2013 tarih ve 2013/75-2013/151 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Emekli Sandığı’ndan emekli olup, maaşını da davalı bankadan aldığını, davalının, müvekkilinin yine bu bankada bulunan emekli maaşı hesabına bloke koyduğunu ve hesapta bulunan paranın 1/4’ine tekabül eden 3.163.00 TL’yi müvekkilinin bilgisi ve muvafakatı dışında başka bir hesaba virman yaptığını, müvekkilinin blokenin kaldırılması ve kesinti yapılan paranın iadesi için davalıya yapmış olduğu başvurunun da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin emekli maaşı hesabına konulan blokenin kaldırılmasına ve başka hesaba aktarılan 3.163,00 TL’nin yasal faiziyle iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankanın kredi borçlusu olup, tüm hesapları üzerinde müvekkilinin rehin, takas, mahsup hakkı bulunduğunu, bu itibarla davacının hesabına gelen paranın kredi borcunun bulunduğu hesaba virman yapıldığını, müvekkili bankanın müşterisinin maaşından ¼ kesinti yapabilme hakkına haiz olduğunu, buna rağmen davacının başvurusu üzerine blokeyi kaldırması ve emekli maaşı hesabına tekrar virman yapması nedeniyle davanın konusuz kaldığını savunarak, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden sonra blokenin kaldırılarak dava konusu miktarın davacının hesabına aktarıldığı ve bu itibarla davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin ise dava açılmasına sebebiyet veren davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından karar temyiz edilmiş ise de, mahkemece kararın tüketici mahkemesi sıfatıyla verildiği ve kesin olduğu gerekçesiyle, temyiz isteminin reddi yönünde ek karar tesis edilmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar ve temyiz isteminin reddine yönelik ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Her ne kadar mahkemece, kararın niteliği, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması ve tüketici mahkemesi tarafından verilen kararların kesin olup, temyizi kabil bulunmaması gerekçe gösterilmek suretiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 450. maddesiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun tümüyle yürürlükten kaldırıldığı, bununla birlikte yasa koyucunun uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için 6100 sayılı Yasa’ya geçiş hükümlerini ayrıca düzenlediği, bu bağlamda HMK’nın geçici 3. maddesi ile bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Yasa’nın temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının hükme bağlandığı, 1086 sayılı Yasa’nın 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırının da karar tarihi olan 2013 yılı itibariyle 1.820,00 TL olduğu, tüketici mahkemelerinden verilen kararların kesin olduğuna ilişkin herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, verilen kararın niteliği itibariyle de kesin bir karar olmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, mahkemenin davalı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin gerekçesi doğru olmadığından, 6.11.2013 tarihli temyiz isteminin reddi kararının kaldırılmasına karar verilip, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
2-Dava; davacının, davalı bankada bulunan maaş hesabına konulan blokenin kaldırılması ve maaş hesabından kredi hesaplarına aktarılan paranın iadesi istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin, “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı Yasa’nın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, 6102 sayılı TTK’nın 4/f. maddesi uyarınca, bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Bu itibarla, mahkemece tüketici mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin temyiz isteminin reddi kararının kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.