YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18195
KARAR NO : 2015/3925
KARAR TARİHİ : 20.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23/05/2014 tarih ve 2013/165-2014/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 24.12.2008 tarihli protokol uyarınca, müvekkiline ait işyerinin 210,000,00 TL bedelle davalıya devredildiğini, müvekkilin davalıya olan 90.000,00 TL çek borcunun peşinat olarak sayıldığı, kalan 120.000,00 TL’nin ödeme miktar ve tarihlerinin protokolde belirlendiğini, davalının 3 taksidi ardı ardına ödememesi halinde tüm borçların muaccel olacağının kararlaştırıldığını, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle tüm borç için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız ve yersiz olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ve peşinat olarak sayılan çeklerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davada alacağın muaccel hale gelmediğinden bahisle davanın reddedildiğini, davalının takip tarihinden sonra müvekkili şirketin hesabına devir bedeli adı altında bir kısım ödemeler yaptığını, ancak takip eden aylardaki taksitlerin davalı tarafından ödenmediğini, bu sebeple protokolde kararlaştırılan 15.10.2009 tarihinden başlayıp, 15.09.2012 tarihinde sonlanan aylık taksit ödemeleri için toplam 63.678,45 TL üzerinden takibe geçildiğini, davalının bu takibe de itiraz ettiğini belirterek, itirazın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada protokol uyarınca iş yeri devrinden önce her türlü borçtan davacının sorumlu olduğu, borçların müvekkili tarafından ödenmesi halinde %10 faiz ile davacıdan talepte bulunulabileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı borçlar nedeniyle taksitlerden mahsupta bulunduğunu bu haliyle taksitlerin zamanında ödenmediğinden bahsedilemeyeceğini savunmuş; birleşen davada, derdestlik itirazında bulunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bozma konusu olan çekler yeniden yapılan yargılama sırasında davacıya iade edildiğinden bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı, itirazın iptaline ilişkin talep ilk kararda reddedilip bozma konusu yapılmadığından bu talebin reddi gerektiği, asıl ve birleşen davaya dayanak icra
takiplerinin aynı protokolden kaynaklanıp, aynı borç nedeniyle yapıldığı, bu nedenle davalının birleşen dava yönünden derdestlik itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, asıl davada itirazın iptali talebinin reddine, çeklerin iadesine ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın dava şartı yokluğu (derdestlik) nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl davada, uyuşmazlık konusu olan çeklerin yargılama sırasında iade edilmesi nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiğine göre, davacının bu davayı açmakta haklı olduğu dikkate alınarak davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmişse de, asıl davaya konu itirazın iptali davasında davacı, taraflar arasındaki devir protokolündeki muacceliyet şartına bağlı olarak esasen henüz vadesi dolmadığından muaccel olmamış devir bedellerine ilişkin icra takibine yönelik itirazın iptalini istemiştir. Birleşen davada ise, davacı bu kez aynı protokolde yazılı vadesi gelen ödemelerin yapılmadığından bahisle vadesinde ödenmeyen devir bedeli için yapmış olduğu icra takibine yönelik itirazın iptali talebinde bulunduğuna göre, bu durumda her iki takibin de takip tarihleri itibariyle dayanılan vak’a ve hukuki sebepleri farklı bulunduğundan birleşen davanın derdest dava olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, yukarıda yazılı gerekçeyle birleşen davanın reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.