YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2075
KARAR NO : 2014/10496
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/12/2013
NUMARASI : 2012/179-2013/385
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2012/179-2013/385 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin E.. Sigorta Şirketi’nin acentesi olup, kendisine tanınan yetkiye istinaden davalı ile tali acentelik sözleşmesi yaptığını, taraflar arasında sürekli bir ticari ilişki olması nedeniyle cari hesap ilişkisi kurulduğunu, hesap dönemi sonunda davalının müvekkiline 23.413,41 TL borcu çıktığını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi yapıldığını ancak, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin poliçe tanzim ve poliçe bedeli tahsil yetkisinin bulunmadığını, davacının poliçeleri kendisinin düzenlediğini ve primlerini de kendisinin tahsil ettiğini, cari hesap hareketleri ile müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin yönlendirdiği müşterilerden dolayı müvekkiline komisyon ödemesi gerektiğini, davacının alacağı olduğundan değil, müvekkili komisyon istemesin diye kötüniyetle işbu davayı açtığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine takip miktarının %40’ından az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından Ahmet Güngör’e gönderilen toplam 28.556,00 TL tutarındaki paranın prim tahsilatları kapsamında davacı şirkete gönderilen para olduğu, taraflar arasındaki tali acentelik sözleşmesinde davalının poliçe düzenleme yetkisi olmamakla birlikte davalının muhtelif tarihlerde davacıya gönderdiği PTT havalelerinden prim tahsil ettiğinin sabit bulunduğu, yazılı sözleşmede yer almamasına karşılık uzun bir süre prim tahsil eden davalının 6762 sayılı TTK’nın 121. maddesi gereğince poliçe tanzim ve prim bedelini tahsil yetkisinin olmadığını savunmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, davalının tahsil ettiği primlere göre takip tarihi itibariyle davacıya 16.613,41 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkına ilişkin bir hüküm ve bu konuda fiili uygulama bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Adana 10. İcra Müdürlüğü’nün 2011/3781 sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 16.613,41 TL asıl alacak için devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, red edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden davalı tarafın %40 tazminat isteminin davacı tarafın kötü niyetli takipte bulunduğu ispatlanmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, tali acentelik sözleşmesi kapsamında tutulan cari hesap ilişkisinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından davacının kendi düzenlediği hesap kayıtlarına dayalı olarak davalıdan pirim alacağı bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Davalının, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan bir kısım poliçeye ilişkin primleri davacıya göndermiş olması karşısında dava konusu primlerin de davalı tali acente tarafından tahsil edilmiş olduğunun kabulü varsayımına dayalı olarak, dava konusu prim alacaklarının davalı tarafından tahsil edildiği halde davacıya ödenmediği hususunun usulüne uygun ispat edilip edilmediği değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.