Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4727 E. 2014/6964 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4727
KARAR NO : 2014/6964
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : BURSA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2013/351-2013/351D. İŞ

Bursa 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/10/2013 tarih ve 2013/351-2013/351 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili; karşı taraf borçluların 32.500,00 TL bedelli bono ile ödemesi gerekli miktarı vadesinde ödemediğini ve alacağın rehin ile temin edilmiş olmadığını belirterek borçlunun borca yetecek miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; tüm dosya kapsamında evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda; ihtiyati haciz talebini değerlendiren hakim veya mahkemenin takdir yetkisinin oldukça sınırlı olduğu, davacının ispatlayacağı şeyin, alacağın rehinle temin edilmemiş ve borcun vadesinde ödenmemiş olmasından ibaret olduğu, bu hallerde hakimin talebi kabul etmek zorunda olduğu düşünülebilir ise de; İİK’nın 258. maddesi de nazara alınarak amaca göre yorum yapıldığında bu kabulün temel hukuk kurallarına aykırı sonuç doğurduğu, zira 258. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi, alacaklının “gerektiğinde ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecbur” olduğunun hükme bağlandığı, alacaklının neden normal takip yolunu tercih etmeyip ihtiyati haciz istediğini ispatlaması gerektiği, metindeki “icabında” ibaresi mal kaçırma hallerine münhasır kılınamayacağı, asıl olanın ihtiyati haciz yolu değil, diğer takip yollarının kullanılması olduğu, normal takip yolları esasen borçlu tarafa ödeme konusunda son bir mehil veren, varsa itiraz haklarının da kullanılmasına imkan sağlayan bir yol olduğu, borçlu tarafı peşinen kötü niyetli kabul etmenin temel hukuk kuralları ile bağdaşmayacağı, ihtiyati haczin bir olağan takip yolu olmadığı, ihtiyati haczin olağanüstü haller için bir koruyucu tedbir olarak düşünüldüğü, hakimin de ihtiyati haciz taleplerinde salt bir onay makamı olmadığı, ihtiyati haczi gerektiren sebepleri takdir hakkının bulunduğu, normal talep ve yollarla korunması muhtemel haklar için olağanüstü yol ve tedbirlerde hukuki yarar olmadığı,somut olayda alacaklının hukuki yararı ispat edilemediği, bononun ödeme için ibraz edildiğinin de iddia ve ispat edilemediği, “sözlü taleplerin sonuçsuz kaldığı” ifadesinin ibraz şartını karşılamayacağı, alacaklıların hakları kadar borçluların da hakları olduğu, hukukun temel olarak bu hakların korunması esasına göre hareket ettiği, borçlunun nerede ve kimin elinde olduğunu bilmediği bir bonodan dolayı, hiçbir ödeme imkanı ve itiraz hakkı tanınmadan, gerekçesiz ve lüzumsuz biçimde haciz işlemine muhatap bırakılmasının kabul edilemeyeceği, somut olayda temel olarak davacı tarafın muaccel bir borcun varlığını soyut olarak ispatlamış olsa da borçlunun ödeme mükellefiyetinin doğduğunu yeterince ispatlayamadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta ihtiyati hacze konu kambiyo senedi bono niteliği taşımakla birlikte, aleyhine ihtiyati haciz istenenler bonoyu düzenleyen ve avalisttir. Yine, bononun vadesi geldiği halde borç ödenmemiş , böylelikle İİK’nın 257. maddesindeki şartlar oluşmuştur. Bu itibarla, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin reddi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.