Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4934 E. 2014/12816 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4934
KARAR NO : 2014/12816
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2010/501-2013/303

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/09/2013 tarih ve 2010/501-2013/303 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Korkuteli” markası ve ticaret unvanı altında faaliyet gösterdiğini, davalıların “Korkuteli” ibaresini aynı şekilde kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalıların müvekkilinin ününden ticari kazanç sağlamaya çalıştıklarını ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasını ve önlenmesini, haksız rekabetin tespiti ve men’ini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili kooperatifin 1999 yılında kurulduğunu, diğer davalı müvekkilinin ise 1991 yılında “Korkuteli Birlik” ticaret unvanı ile işe başladığını, müvekkillerinin kullanımının daha eski olduğunu, ayrıca “Korkuteli” gibi yer isimlerinin marka olarak tescil ettirilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların kullanımları daha eskiye dayandığından davacının markasına tecavüz oluşturmadığı, herhangi bir haksız rekabet unsuru taşımadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve önceye dayalı hak iddiasının marka hakkına tecavüz davasında def’i olarak ileri sürülebilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, davacı taraf, her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, objektif dava birleştirmesi sözkonusudur. Öte yandan, mahkemece davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. AAÜT’de Fikri Sınai Haklar Mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda hükmedilecek vekalet ücreti genel mahkemelerden farklı olarak düzenlenmiştir. Bu durum karşısında, reddedilen taleplerin her biri için davalı yararına üç ayrı ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için geçerli vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tek ve genel mahkemeler için geçerli vekalet ücretine göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.