YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5386
KARAR NO : 2014/14890
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 32. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/02/2012
NUMARASI : 2011/247-2012/10
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/02/2012 tarih ve 2011/247-2012/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılar A.. C.. ve N. A. vekili ile davalı N.. A.. vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 30/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Z. D. K.ve davalılardan A.. C.. ile N. A. vekili Av. E.. E.. ve davalılardan N.. A.. vekili Av. İ.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkiline devir edilen bankanın yöneticisi olduğu dönemde zarara neden olduklarını ileri sürerek, 93.601.203,38 TL banka zararının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK’nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri ibraz etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlardan vekaletname alınmasına ilişkin verilen süre içerisinde davacı vekilinin koşulları yerine getiremediği, ön koşulun tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar A.. C.. ve N. A. vekili ile davalı N.. A.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı bankanın önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalıların zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme karar gerekçesinde de açıklandığı üzere, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga TTK’nın 341. maddesi hükmü uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın, denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde olduğundan bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Mahkemece, davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle görevli olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir. Başka bir ifadeyle, mevcut denetçilerin katılımı veya onların verdiği vekaletname ile davaya devam edilmesi yeterlidir. Öte yandan, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK’nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket tüzel kişiliğinin temsili konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya muvafakat verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar A.. C.. ve N.A. vekili ile davalı N.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar A.. C.. ve N.A. vekili ile davalı N.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 30/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.