Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9377 E. 2014/11816 K. 23.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9377
KARAR NO : 2014/11816
KARAR TARİHİ : 23.06.2014

MAHKEMESİ : BURSA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2013/488-2013/488 D.İŞ

Bursa 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 tarih ve 2013/488-2013/488 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler elektronik ortamda okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, borçlunun 100.000 TL bedelli bono ile ödemesi gerekli miktarı vadesinde ödemediğini ve alacağın rehin ile temin edilmiş olmadığını ileri sürerek borçlunun borca yetecek miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, İcra İflas Kanunu’nun 257. maddesine göre davacının ispatlayacağı şeyin, alacağın rehinle temin edilmemiş ve borcun vadesinde ödenmemiş olmasından ibaret olduğu, bu hususun ispatı halinde hakimin talebi kabul etmek zorunda olduğunun düşünülebileceği, ancak kanunun 258. maddesi de nazara alınarak amaca göre yorum yapıldığında bu kabulün temel hukuk kurallarına aykırı sonuç doğuracağı, zira 258. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi, alacaklının “gerektiğinde ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur” olduğunu hükme bağladığı, başka bir deyişle alacaklının neden normal takip yolunu tercih etmeyip ihtiyati haciz istediğini ispatlaması gerektiği, yasa koyucunun amacının ihtiyati haczi bir normal takip yolu gibi düzenlemek olmadığının açık bulunduğu, asıl olanın ihtiyati haciz yolu değil, diğer takip yolları olduğu, borçlu tarafın peşinen kötüniyetli kabul edilmesinin temel hukuk kuralları ile bağdaşmayacağı, bononun vasfı itibariyle, temsil ettiği borcun aranacak borç niteliğinde olması nedeniyle kıymetli evrak ibraz edilmedikçe hamiline yahut alacaklısına kullanılabilir bir talep hakkı vermeyeceği, öyleyse borçlu, borcunu ve vadesini bilse dahi derhal ödemek zorunluluğu bulunmadığı, somut olayda bononun ödeme için ibraz edildiğinin iddia ve ispat edilmediği, borçlu için ihtiyati haczin, suçlu için tutuklamaya eşdeğer bir uygulama olduğu, mahkemelerin alacaklıyı olduğu kadar borçluyu da korumak mükellefiyetinde bulunduğu, somut olayda temel olarak davacı taraf muaccel bir borcun varlığını soyut olarak ispatlamış olsa da borçlunun ödeme mükellefiyetinin doğduğunu yeterince ispatlayamadığı gerekçeleriyle şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
İstem ihtiyati hacze ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İİK’nın 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Somut olayda da ihtiyati haciz isteyen vekili, dava dilekçesine ekli senet fotokopileri uyarınca müvekkilinin alacaklı olduğunu ve senetteki vadelerin dolduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de aleyhine ihtiyati haciz talep edilen kişi tarafından verildiği anlaşılan senetlerin vadelerinin talep tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kanunun açık hükmü karşısında ihtiyati haciz talep eden vekilinin talebinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.