YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6175
KARAR NO : 2014/9957
KARAR TARİHİ : 28.05.2014
MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2013
NUMARASI : 2006/533-2013/87
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/03/2013 tarih ve 2006/533-2013/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan A.. T.., S.. T.., A.. B.., A.. P.. ve A.. T.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar murisi N. T. kardeş olduklarını, müvekkilinin Almanya’ya işçi olarak gittiği dönemde davalılar murisi ile sözlü olarak anlaşarak kurulan M. Makine Kalıp Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye ortak olduklarını ancak ortaklık hisselerinin görünürde müvekkili kardeşi davalılar murisi N. T. adına kayıtlı bulunduğunu ve Neşat’ın ölümü ile davalılara intikal ettiğini ileri sürerek davalılara miras yoluyla intikal eden hisselerin iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davalı M..Makine Kalıp Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin ortaklarından N. T. vefatı ile miras yoluyla mirasçılara intikal eden şirket hisselerinin iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, müvekkillerinin babası muris N. T. ile davacı arasında ileri sürüldüğü gibi bir ortaklık ilişkisinin olduğunu ancak 1990 yılında karşılıklı olarak varılan mutabakat ile gerek dava konusu şirketteki gerekse ortaklıkları bulunan diğer şirketlerdeki ortaklıkların tasfiye edildiğini, davacının 1977 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, 1970’li yıllarda kurulan bu ortaklıklar için 30 yıl sonra ve her halde müvekkilleri murisinin ölümünün üzerinden yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra bu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu, zamanaşımının dolduğunu, 30 yıl zarfında şirketin pek çok kez sermaye arttırımına gittiğini ve davacının bu arttırımlara katılmadığını savunarak davanın reddni istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili, şirket ortakları arasındaki davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ile davalılar murisi arasındakiilişkinin inançlı işlem olduğu, şirket kuruluşunda davalılar murisi N. adına kaydedilen %0,72 hissenin yarısının esasen davacıya ait bulunduğu, davalılar murisinin ölümü ile inançlı işlemin sona erdiği, davacının 10 yıl içinde inanç konusunu isteme hakkı bulunduğu, davalıların inanç konusunu inanılana iade yükümlülüğü içinde oldukları, sermaye arttırımlarına katılan muris Neşat’ın davacı ile arasındaki vekalet ilişkisi nedeniyle ödemeleri her iki kardeş adına yaptığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan A., S. A. A.ve A.vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak davalı taraf, davacının davalı şirketteki hisseleri karşılığında davacıya bir kısım demirbaşlar yanında dava dışı şirketlerde hisse ve bazı taşınmazların da devredildiğini savunduğu halde, mahkemece bu savunma üzerinde durulmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış mümeyyiz davalılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
3- Öte yandan kabule görede davalı taraf sermaye arttırımı sırasında hisse bedellerinin davalı gerçek kişilerin murisi tarafından karşılandığını savunduğuna göre bu savunma üzerinde durulup, gerçekten de sermaye arttırımı bedellerinin davalı gerçek kişilerin murisi tarafından karşılanıp karşılanmadığı, karşılanmış ise buna isabet eden hisse bedellerinin depo edilerek karşılığında hisselerin davacıya devrine karar vermek gerekirken bu hususun ayrı bir dava konusu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu açıdan da mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılardan A.. T.., S.. T.., A.. B.., A.. P.. ve A.. T..’a iadesine, 28/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
06/06/2014 HŞ