Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7003 E. 2014/16186 K. 22.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7003
KARAR NO : 2014/16186
KARAR TARİHİ : 22.10.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2013
NUMARASI : 2011/83-2013/727

Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2013 tarih ve 2011/83-2013/727 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “M.H. T.” markasının müvekkili şirket adına 1998 yılından beri tescilli, tanınmış bir marka olduğunu, davalının kötüniyetli olarak ”S. M.O.+şekil” markasını tescil ettirdiğini ileri sürerek, bu markanın 556 sayılı KHK’nın 42/a maddesi gereğince hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/448 Esas sayılı dosyasında davacı M. Otel İşletmeleri A.Ş.’nin kendi adına TPE’de tescilli 98013507 sayılı markaya davalının kullandığı ve TPE’de 2008/52638 no ile tescilli “M. O.T. + Ş.” ibareli markasının tecavüz niteliğinde olduğu iddiasıyla açtığı davada hükümsüzlük koşullarının da değerlendirildiği ve anılan mahkemenin kesinleşmiş kararıyla hükümsüzlük koşullarının oluşmadığının tespitine karar verildiğini ve işbu dava yönünden kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK’nın 303/1. maddesi gereğince bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Kesin hükme dayanak yapılan İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/448 Esas-2010/234 Karar sayılı dosyasında dava konusu davacının tescilli “M. H. T.+ş.” markasına davalı tarafça “S. M.H.+ş.” ibareli dava tarihi itibariyle tescilsiz markasal kullanımı ile yapılan tecavüzün men’i, davalının kullandığı her türlü iş evrakı ve tabelalardan “Martı” ibaresinin silinmesi ve imhası, maddi ve manevi tazminat talebi olup, görülmekte
olan işbu davada ise davalı adına tescilli “S. M.O.+ş. ibareli markanın 556 sayılı KHK’nın 42/a maddesi gereğince hükümsüzlüğü istenmiş olup, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/448 Esas-2010/234 Karar sayılı hükmün işbu davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği gözetilerek, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.