Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7269 E. 2014/15022 K. 01.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7269
KARAR NO : 2014/15022
KARAR TARİHİ : 01.10.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2013
NUMARASI : 2012/205-2013/425

Taraflar arasında görülen davada Antalya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2013 tarih ve 2012/205-2013/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Rahime Tezcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 03.04.2011 tarihinde taraflar arasında yürürlüğe giren sözleşme ile davalı D. Taşımacılık Ltd.Şti.’nin, diğer davalı İnter Global Kargo’nun acentesi sıfatıyla başta müvekkiline ait PROJEM isimli derginin gerek üyelerine, gerek işbirliği yapılan firmalara, gerekse tanıtım amacıyla yollanan firmalara teslimi konusunda mutabık kaldıklarını ancak, kuryenin dergileri ulaştırması gereken yerlere götürmesi ve teslim etmesi gerekirken çevreye saçtığının ve teslim edildiğinin düşünülmesini sağlamak adına teslim alan kısmına sahte imzalar attığının ortaya çıktığını, bu olay üzerine müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, taşıma faaliyetinin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle yoksun kalınan kar ve ciro kaybından doğan maddi ve manevi zararlarının bulunduğunu ileri sürerek, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı ya da değerini tam ve kesin olarak belirlemek olanağı bulunmadığından taşıma sözleşmesine dayanan tazminatın hesap edilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, menfi zararın, alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı zarar, yani sözleşmeyi yapmamış olsaydı uğramayacağı zarar olarak tanımlanacağı, bu zararın alacaklının sözleşmeden dönmeden sonra içinde bulunduğu durum ile sözleşme yapmamış olsa idi içinde bulunacağı durum arasındaki farktan ibaret olup, feshedilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak hakların istenemeyeceği, davacının yoksun kalınan kar ve ciro kaybından dolayı uğramış olduğu zararın menfi zarar olmayıp, müspet zarar kapsamında olduğu, dolayısıyla sözleşmeyi fesheden davacının müspet zarar kapsamında olan kar mahrumiyeti ve ciro kaybından doğan zararını isteyemeyeceği gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafça hazırlanan derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması karşısında olayın davacının üzüntü ve elem duymasına neden olacağı açık olduğundan esere verilen emek, hazırlanma amacı, sözleşmeye aykırılığın biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları göz önünde bulundurularak 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan yoksun kalınan kar ve ciro kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin tazminat davası olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak teslim edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, sözleşmeye aykırılığın biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Ancak, 818 sayılı BK’nun 49. (TBK 58) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin teslim edilmemesinin MK’nın 24 ve BK’nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle ticari itibarının sarsıldığı ispat edilememiştir. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, BK’nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince ise; Davacı, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilerin zamanında ve usulüne uygun teslim edilmemesi nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya ve davacı tarafça delil olarak ibraz edilen tutanak kapsamından, davalı şirket nezdinde çalışan kuryenin taşıma konusu 5 adet gönderiyi ulaştırması gereken yerlere götürmesi ve teslim etmesi gerekirken çevreye saçtığı ve teslim edildiğinin düşünülmesini sağlamak adına teslim alan kısmına sahte imzalar attığının tespit edilmesi, kuryenin bu eylemini ikrar etmesi ve hakkında açılan ceza davası neticesinde de mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılmış olması karşısında davacının sözleşmeyi feshi haklı sebebe dayanmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 886. maddesinde ”Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879’uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.” hükmü düzenlenmiş olup, davalı taşıyıcı ağır kusurlu olmakla sınırlı sorumluluktan istifade edemez ve meydana gelen zarardan sorumludur. Anılan yasal düzenleme uyarınca davacı taraf meydana gelen olay nedeniyle müspet zararlarını talep edebilir. Bu itibarla, mahkemece taşıma hukuku ile ilgili olarak TTK’nın 886. maddesinde özel bir düzenleme bulunduğundan genel hükümlere göre değil, anılan madde çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacı tarafça talep edilen maddi tazminat yönünden dosyanın taşıma hukuku alanında uzman kişilerden
oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii ile rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

17/11/2014 – GB