YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8168
KARAR NO : 2014/15410
KARAR TARİHİ : 13.10.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2014
NUMARASI : 2011/916-2014/141
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2014 tarih ve 2011/916-2014/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince davalılardan Ş.. A..’a 15.10.1998 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca 2.500,00 TL tutarında kredi kullandırıldığını, diğer davalının kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine davalılara İstanbul 12. Noterliği aracılığıyla 05.12.2008 tarihli ihtarnamenin gönderilerek borcun ödenmesinin istenildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek 3.787,14 TL asıl alacak, 61.339,36 TL işlemiş faiz ve 3.066,97 TL BSMV olmak üzere toplam 68.193,47 TL tutarındaki alacağın 05.10.2009 tarihinden itibaren % 153 faiz (bankalarca uygulanacak cari temerrüt faiz oranlarının artması halinde artan oranlar uygulanmak üzere) ve BSMV ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun okuma yazma bilmediğini, sözleşmeye konu paranın asıl borçlu tarafından tahsil edilmediğini, taraflar arasında doğmuş bir borç ilişkisinin bulunmadığını, benzer mahiyette açılmış ve sonuçlanmış davalar uyarınca müvekkillerinin dava konusu edilen alacaktan sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı bankanın Sirkeci Şubesi’nden dava dışı F P. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin kendi adına aldığı kredileri çalışanları adına almış gibi gösterip bir başka çalışanını da bu krediye kefil yaptığı, davacı çalışanlarının buna iştirak edip bahsi geçen kredilerin ödendiğine dair işlem yaptıkları, bu nedenle davacı çalışanlarının zimmet suçundan yargılanıp ceza aldıkları, krediyi kullandığı iddia edilen asıl borçlu ve kefilin borç nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1-Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK’nın “v.” başlıklı 1. maddesinde “Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır. Faiz, icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba katılmaz.” hükmü yer almakta; aynı kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasında ise “Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur.” denilmektedir. HUMK’nun 8/1. maddesinde ise mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı beş milyar lirayı geçmeyen davaların Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görüleceği belirtilmiştir.Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Somut olayda davacı vekili dava değerini; dava tarihi itibariyle 3.787,14 TL ana para, 61.339,36 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz, 3.066,97 TL BSMV toplamı 68.193.47 TL olarak göstermiştir.O halde, mahkemece, dava değerinin (müddeabih olarak) 68.193,47 TL olarak gösterildiği, buna göre davanın Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevi dahilinde bulunmadığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.