Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3747 E. 2015/13904 K. 24.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3747
KARAR NO : 2015/13904
KARAR TARİHİ : 24.12.2015

MAHKEMESİ :…… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2014
NUMARASI : 2001/277-2014/261

Taraflar arasında görülen davada………. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/06/2014 tarih ve 2001/277-2014/261 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/12/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. B.. D.., davalı B.. B.. A.Ş. vekili Av. R.. A.., davalı A.. U.. vekili Av. Gökhan Yanar dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 19.01.2001 tarihinde davalı banka şubesine giderek vadeli döviz hesabı açtırmak istediğini, müvekkili ile ilgilenen davalı banka çalışanı Asiye Cihan’a 15.000 USD teslim ettiğini, işinin gecikeceğini düşünerek hesap cüzdanını daha sonra almak üzere bankadan ayrıldığını, araya haftasonunun girmesi nedeniyle müvekkilinin 22.01.2001 tarihinde hesap cüzdanını almak ve vergi işlemlerini yaptırmak üzere banka şubesine gittiğini, o gün kendisine teslim edilmeyen hesap cüzdanının ertesi gün verildiğini, aynı gün diğer davalı banka çalışanı M.. K..’in müvekkilinin evine gelerek vergi işlemlerine ilişkin olarak imza eksikliği bulunduğunu söylediğini ve müvekkiline bir belge imzalattığını, müvekkilinin bankaya duyduğu güven nedeniyle belgeyi okumadan imzaladığını, daha sonra banka şubesinde usulsüzlükler yapıldığına ilişkin dedikoduların çıktığını, müvekkilinin hesabını kontrol için bankaya gitmesi üzerine hesabının kapatıldığını öğrendiğini, hesabın kapatılmasında ise vergi işlemi için gerektiğinden bahisle davalı M.. K.. tarafından müvekkiline imzalatılan belgenin kullanıldığını, müvekkilinin parasının kendisine ödenmediğini, istihdam ettiği personelin seçiminde ve görevlendirilmesinde gerekli özeni göstermeyen davalı banka ile diğer davalıların müvekkilinin zararından müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, 15.000 USD’nin 19.01.2001 tarihinden itibaren 3 aylık %15 oranında işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının davalı A ile iş birliği içinde müvekkili bankayı zarara uğratmaya çalıştıklarını, şube çalışanlarından hiçbirinin davacının bu parayı bankaya getirdiğini görmediklerini, hesabın açılışı ile ilgili imza kartonu üzerinde müşteri imzasının bulunmadığını, gerçekte bir para yatırma işlemi olmamasına rağmen banka kayıtlarının birbirine uygunluğunun sağlanması ve ileride yaşanacak şube teftişlerinde mutabakatının sağlanması maksadıyla hesabın kapatıldığını ve 15,000 USD’nin davacıya ödendiğine dair makbuz üzerine davacının imzasının alındığını, davacıya verilen hesap cüzdanında yalnızca diğer davalı A’un imzasının bulunduğunu ve bu haliyle geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A vekili, dava konusu olay ile ilgili ceza dosyasının sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, davacı adına hesap açma-kapama işlemlerinin diğer davalı M.. K.. tarafından yapıldığını, bu sebeple müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı M.. K.., davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olaya ilişkin olarak yürütülen ceza davası dosyasından, davacının davalı bankanın çalışanı diğer davalı A 15.000 USD’yi 19.01.2001 tarihinde verdiğinin anlaşıldığı, hesap cüzdanını almadan davacının bankadan ayrıldığı, her ne kadar bu davranış nedeniyle davacı kusurlu ise de davacının, bu davranışının sebebinin banka çalışanına olan güveni olduğu, davalı bankanın çalıştırdığı personelin seçiminde gerekli özeni göstermesi, işlemlerini denetlemesi gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, zira davalı A hakkında usulsüz işlemleri sebebiyle soruşturmalar bulunduğu, buna rağmen anılan davalının bankada çalıştırılmaya devam edildiği, bu nedenlerle mülga 818 sayılı BK’nın 100. maddesi uyarınca oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca banka kayıtlarının birbirine uygunluğunun sağlanması için 15.000 USD’nin davacıya ödendiğine dair makbuz üzerine davacının imzasının alındığı, davalı bankanın usulsüz işlem yapıldığını bilerek teftişte mutabakat sağlanması için davacıya ödeme yapılmış gibi dekont imzalattığı, bankanın bu davranışının da kusurlu bir davranış olduğu, diğer davalı A se hesap açılmak üzere davacı tarafından verilen parayı uhdesinde tuttuğu için zarardan sorumlu bulunduğu, diğer davalının ise ceza yargılaması sonucunda beraat ettiği, ayrıca bu davalının eyleminin, paranın davacıya ödendiğine dair dekontu imzalatmaktan ibaret bulunduğu, dolayısıyla oluşan zarar nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davalı M.. K.. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, 15.000 USD’nin 15.01.2001 tarihinden itibaren davalı bankanın uyguladığı cari faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı banka vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacının, davalı banka nezdindeki mevduatının kendisine ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, ayrıca bir inceleme ve araştırma yapılmadan dava konusu olaya ilişkin olarak yürütülen ceza dava dosyasındaki tespit ve deliller çerçevesinde mümeyyiz davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece dayanılan ceza davasında verilen karar kesinleşmediği gibi temyiz aşamasında olan söz konusu Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/91 Esas, 2014/27 Karar sayılı kararında, davacının mevduatına ilişkin olarak diğer davalı A.. U..’un zimmet suçunu işlediğinin kesin olarak tespit edilemediği, davacının hesabından para çıkışına ilişkin tediye fişini imzalaması sebebiyle kendisine ödeme

…/…

yapılmadığına ilişkin beyanının gerçeği yansıtmadığı, yapılan işleme davacının izin ve icazet verdiği yönünde tespitlere yer verilmiştir. Bilindiği üzere somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nın 53. maddesi uyarınca, ceza mahkemesi tarafından tespit edilen maddi vakıalar, hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı niteliktedir. Bu itibarla, mahkemece, dava konusu olaya ilişkin olarak açılan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de, davacı tarafça dava konusu alacağa 19.01.2001 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece istek aşılarak ve gerekçesi de açıklanmaksızın 15.01.2001 tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmadığı gibi 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu halde davalı banka aleyhine harca hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp mümeyyiz davalıya verilmesine, 24/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.