YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3665
KARAR NO : 2017/5839
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2016 tarih ve 2015/637-2016/92 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve diğer ortaklarla birlikte müdürü olduğunu, diğer ortakların şirketi ilzam eden tasarruflar hakkında müvekkiline bilgi vermediğini, toplantılara davet etmediklerini, şirket defter ve kayıtlarının müvekkilinin incelemesine sunulmadığını, kâr payı dağıtılmadığını, davacının bilgisi olmadan araç satın alındığını ve bu araçların şirkette değil şirket ortaklarının akrabalarınca kullanıldığını ileri sürerek haklı sebeple şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketin diğer temsilcileri, şirketin henüz bir yıllık olduğunu, borç ile kurulduğunu, kâr payı dağıtılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ileri sürdüğü hususları yasal yollardan elde edebileceği, yasal yollardan elde edebileceği isteklerin şirket ortaklığından çıkması için haklı sebep oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının müdürlük görevinden tek taraflı olarak istifa edebilecek olması karşısında; davalı şirketin müdürlüğünden ayrılmasına karar verilmesi talebi ile dava açmakta hukuki yararının olmamasına ve bu istem yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, tanık delili ile ispatı mümkün olacak şekilde, şirketin bu haliyle devam edemeyeceğini belirttiğinde diğer ortaklardan yakışıksız ve tehditvari karşılıklar gördüğünü ileri sürmüş ve haklı nedenlerle ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde diğer delillerinin yanında tanık deliline de dayandığı gibi HMK’nın 240. maddesi uyarınca tanık listesini de mahkemeye ibraz etmiştir. Aynı Kanunun 137. maddesinde dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön incelemenin yapılacağı ve mahkemece delillerin toplanması için gereken işlemlerin icra edileceği belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece davacının dinlenmesini istediği tanıklar dinlenerek diğer şirket ortaklarının, davalının şirketten ayrılmasını haklı kılacak bir eyleminin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken HMK’nın 137. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.