YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4458
KARAR NO : 2017/6612
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2016 tarih ve 2014/515-2016/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı … ile davalı şirkette %50’şer hisseye sahip olduğunu, şirketi tek başına müdür olarak temsil yetkisi bulunan davalı ortağın şirket faaliyelerini müvekkiline danışmadan yürüttüğünü, şirket karar defteri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, şirketin gelir gider dengesini doğru yönetemediğini, şirketin kredi limitinin tamamını kullandığını, şirketin faaliyetlerinden elde edilecek gelirin ne zaman şirket hesaplarına gireceği, miktarı ve bu gelirler ile hangi ödemelerin ne zaman yapılacağının belirsiz olduğunu, müvekkilinin şirkete borç para verdiğini ama henüz iade edilmediğini, davalı şirketin en önemli gelir kaynağı olan sözleşmenin fesih edildiğini, bu iş sebebiyle davalı şirketin tedarikçilere ve çalışana borcu olduğunu ileri sürerek, davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesini, davalı ortağın müdürlük yetkisinin kaldırılmasını, müvekkilinin ayrılma akçesinin hesaplanarak davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortağı yönünden husumet itirazında bulunmuş, davacının ortak olmak için imzaladığı protokol gereğince ödemesi gereken meblağları ödemediğini, şirketteki tüm önemli iş ve işlemler davacının bilgisi ve onayı ile gerçekleştiğini, şirketin defter ve kayıtlarına göre davacının bir alacağının bulunmadığını, iyi niyetli ve dürüst davranmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 10/01/2013 tarihinde ortak olduğu, davacının ortak olduğu tarihten önce davacı ve davalı ortak arasında akdedilen 25/07/2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde davalı şirkette tüm kararların ortak karar alınarak uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalı şirketin yönetimine ilişkin alınan kararların davacı ve davalı tarafından alındığı, davalı şirketin 2012 yılında 66.463,87 TL kâr ettiği, davacının şirkete ortak olduğu davalının müdür olarak atandığı 2013 yılında ise davalı şirketin 1.501.977,86 TL zarar ettiği, her iki ortağın da şirketten alacaklı olduğu, davacının şirketten ayrılacağını ve kefaletlerine son verdiğini çeşitli bankalara bildirdiği, bu nedenle şiketin piyasadaki itibarının ve kredibilitesinin sarsıldığı, davalı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntıda davacının da kusuru olduğundan davacının ortak olduktan yaklaşık 3,5 ay sonra ortaklıktan çıkma talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar tarihinden sonra Uyap ortamında gönderilen 17.05.2017 tarihli davacı vekilinin beyan dilekçesi ve eklerinden davacıya ait hisselerin tamamının davalı …’a devredildiği anlaşılmakta olup, bu durumda anılan hususun davacının aktif dava ehliyetine etkisinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.