Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5192 E. 2021/5308 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5192
KARAR NO : 2021/5308
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ : L BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.12.2017 tarih ve 2016/1109 E. – 2017/1444 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.10.2019 tarih ve 2018/670 E. – 2019/1271 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalının hissedarlarından …’ın 16.07.2015 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılık belgesine göre mirasçıların … Manav, …, … Manav ve … olduğunu, yasal düzenleme gereğince muristen geçen pay üzerinde mirasçıların el birliğiyle mülkiyetinin bulunduğunu, yönetim kurulunun mirasçılardan bir kısmının talebiyle 07.03.2016 tarihinde hisse intikallerinin pay defterine işlenmesine karar verdiğini ileri sürerek 07.03.2016 tarihli 1 nolu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, pay defterindeki kaydın buna göre düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile aynı taleplerini davalı gerçek kişiye de yöneltmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, şirket ortağı olan murisin …9. Noterliğinde vasiyetname düzenlediğini, buna göre ölümünden sonra geçerli olmak üzere eşi, oğulları … ve …’a yasal miras payları oranında, oğlu …’a ise sadece mahfuz hisse oranında m,rasın paylaştırılmasını istediğini, mahfuz hisse dışında kalan kısmın mirasçılardan …’a kalmasını istediğini, bir kısım hissedarların vasiyetname gereğince pay devrinin işlenmesi için talepte bulunduğunu, bu talep doğrultusunda vasiyetname gereğinin yapıldığını, ölüme bağlı tasarrufun mahkemece iptal edilinceye kadar geçerli olduğunu, davacının dayandığı mirasçılık belgesinin vasiyetnameye uygun olmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, asıl ve birleşen davada davacının davalı şirkette ortak olduğu, aynı şirketteki ortaklardan …’ın vefat ettiği, dosyaya sunulan vasiyetname kapsamına göre davacının …’ın mirasçısı olduğu, öte yandan murisin düzenlediği vasiyetname ile davacının mirasçılık hakkını saklı payla sınırladığı, ancak vasiyetname henüz kesinleşmeden davalı şirket yönetim kurulunca vasiyetname gereğince pay sahipliğinin belirlendiği, buna göre pay defteri oluşturulduğu, kararın yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle buna ilişkin yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve bu kararla birleşen dava davalısı … lehine oluşan kaydın önceki duruma getirilmesine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve bileşen davada davalılar vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, …2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 06.05.2016 tarih ve 2015/797 esas 2016/238 karar sayılı kararıyla Şirket ortağı Murisin mirasçısı oğlu davacı dışındaki diğer mirasçılarına yasal miras oranında davacıya ise mahfuz hisse oranında miras bırakılmasına ilişkin vasiyetnamenin açılıp okunduğu ve verilen kararın temyiz aşamasında henüz kesinleşmediği, davacının murisin düzenlediği …9 Noterliği’nin 0489920 yevmiye nolu 24.07.2014 sayılı vasiyetnamenin iptali için açtığı İstanbul 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/46 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğu ve yargılamanın devam ettiği toplam 10.000.000.-TL (10.000.000 adet pay) sermayeli davalı şirketin, vefat eden şirket ortağı muris …’a ait 4.300.400.-TL (4.300.400 pay) sermayenin 07.03.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile …9. Noterliğinin 24.07.2014 tarih ve 04899 yevmiye numaralı vasiyetnamesine uygun olarak varisleri adına pay defterine kaydına karar verildiği ancak anonim şirketlerde payların, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden mirasçılara intikal etmeyeceği mahkemece şirket yönetim kurulunun kesinleşmeyen vasiyetname uyarınca pay sahipliği belirlenmesine ilişkin kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak hükümsüzlüğüne karar verilen yönetim kurulu kararı uyarınca pay defterinin eski hale getirilmesine karar vermek yerine, birleşen davalı yönünden pay defterinin eski hale getirilmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden asıl ve birleşen davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalı şirketin 07.03.2016 tarihli 1 nolu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine, davalı şirketin pay defterine işlenen 07.03.2016 tarihli 1 nolu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğü nedeniyle pay defterinin önceki durumuna getirilmesine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
Temyiz incelemesi istenilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2018-670 Esas 2019-1271 Karar sayılı gerekçeli kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili Av. …’ye 07.11.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olup ilgili tarafından yetki belgesi ile dava ve duruşmalarının takip edildiği, tevkil yetkisi verilen avukat ile iş ilişkisinin bittiği gerekçesiyle tebligatın 12.11.2019 tarihinde mahkemeye iade edildiği, mahkemece bu kez Av. …’ya gerekçeli kararın 20.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, Esas ve birleşen davada davalılar vekili sıfatı ile adı geçen vekil Av. …’nın 03.12.2019 tarihinde kararı temyiz ettiği anlaşılmıştır.
Ancak, asıl ve birleşen davada davalılar tarafından Av. … vekil tayin edilmiş olup, her iki davalı vekaletnamesinde de avukata tevkil yetkisi verilmiştir. Av. … tarafından da bu yetkiye istinaden asıl ve birleşen dosyayı kapsayacak şekilde Av. … ve Av. …yetkilendirilmiştir. Ne varki, Bölge Adliye Mahkemesi kararının Av. …’ye 07.11.2019 tarihinde tebliğinden önce ilgilinin iş ilişkisini sonladırdığına dair bir beyan dosyaya yansımamıştır. O halde, anılan tarihte yapılan tebligat usulüne uygun bir tebligat olup yasada belirlenen süreler işlemeye başlamıştır. Av. … tarafından 6100 sayılı HMK 361/1 maddesinde öngörülen iki haftalık temyiz süresi geçirildikten sonra 03.12.2019 tarihinde temyiz yoluna başvurulduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.