YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2341
KARAR NO : 2021/6253
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.05.2018 tarih ve 2016-1006/533 sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2018-1844/1601 sayılı kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen temyiz başvurusunun reddine dair 05.02.2020 tarihli ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine bonolara dayalı olarak girişilen ilamsız icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının tahsiline, olmadığı takdirde alacağın bonoların vade tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.04.2017 havale tarihli ıslah dilekçesiyle de davayı alacak davası olarak ıslah ettiğini belirterek, 31.10.2013 vadeli 10.000.- TL, 29.11.2013 vadeli 10.000.- TL ve 31.12.2013 vadeli 10.000.- TL olmak üzere toplam 30.000.- TL alacağın, bono vadelerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve kabul edilen 31.864,25 TL üzerinden % 20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının banka yoluyla davacıya yapmış olduğu ödemeler davacının da kabulünde olup ve her ne kadar ödeme dekontlarında dava konusu bonolara atıf yapılmamış ise de bu ödemelerin dava konusu bonolara değil de aralarındaki cari hesap ve/veyahut ana para borcu yada kâr payı alacağına karşılık olduğunun ispat yükünün davacıda olduğu, aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde görülmediği, davalının banka yoluyla yapmış olduğu ödemelerin dava konusu bonolara yönelik olduğu, davalı tarafın, her biri 10.000.- TL tutarlı 9 adet sıralı bonodan ilk 2 adedini elden ödediğini belirterek elinde olan bu bonoların suretini dosyaya sunduğu, dolayısıyla davalı borçlunun elinde olan bu bonoların ödendiğine karine teşkil ettiği hususunun davacının da kabulünde olduğu, davacıya olan 90.000.- TL borcuna karşılık toplam 20.000.- TL tutarlı ilk 2 adet bonoyu elden ödediğini, elden ödeme dışında kalan toplam 70.000.- TL tutarlı 7 adet bono bedelinin ise davacıya banka yoluyla ödediği iddia etmiş ve dosyaya sunulan dekontlardan davacıya toplam 70.000.- TL ödendiği, bu ödemelerin kalan 7 adet ve dolayısıyla dava konusu bonoların vadelerinden sonra yapılmış olmasına göre, ispat yükü üzerinde olan davalının ödeme savunmasını ispat ettiğinin kabulü ile dava konusu bono bedellerinin ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiş; davacı tarafça, bonolara dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olarak açılmış olan itirazın iptali davasının, sonradan ıslah dilekçesi ile alacak davasına dönüştürülmüş olduğu halde, ilk derece mahkemesince davanın itirazın iptali olarak görülüp sonuçlandırılması da usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ek kararıyla dava değerine göre davanın reddine ilişkin kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, ek kararın dayandığı gerektirici sebeplere temyiz olunan miktarın 6100 sayılı HMK 362/1 – a maddesinde öngörülen kesinlik sınırları içerisinde bulunmasına göre ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile HMK 370/1 maddesi gereğince ek kararın ONANMASINA, HMK 372 maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 49,50 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 16/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.