YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2607
KARAR NO : 2021/6966
KARAR TARİHİ : 08.12.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.11.2019 tarih ve 2018/1135 E. – 2019/921 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin ulusal ve uluslararası kara taşımacılığı yaptığını ve davalı ile yapılan sözleşme uyarınca safir-pastalık böreklik buğdayın İstanbul /Halkalı’dan Belarus/Minsk’e taşınması ve gönderilene teslim edilmesi yükümlülüğü bulunduğunu, müvekkilinin malı teslim aldığını, varma yerine götürdüğünü ancak, davalı tarafından sağlanması gereken refakat belgesinin bulunmaması nedeniyle Belarus Devleti Karantina İdaresi tarafından verilen kararla malların iade edildiğini, bu nedenle müvekkilinin eşyayı teslim edemediğini ve malların iade edilmesinden dolayı zarara uğradığını, refakat belgelerinin davalı tarafından sağlanmamış olmasının davalının 6102 sayılı TTK’nın 860-864 maddeleri ile CMR’nin 11.maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğuna yol açacağını, müvekkilinin meydana gelen zararının tazmini için fatura düzenlediğini ve davalıya gönderdiğini ancak, davalının müvekkilinin zararını karşılamadığını ileri sürerek, 9.000 Amerikan Doları’nın 31/12/2011 tarihinden itibaren CMR’nin 6/2 maddesi uyarınca yıllık %5 faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; yetki itirazında bulunmuş, taşıyıcının faaliyet adresi itibariyle davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin yetki alanında kaldığını, müvekkili şirketin Belarus Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren firmaya satmış olduğu malların sağlık sertifikalarının alınarak alıcı şirketin talebi üzerine davacıya teslim edildiğini ancak, ürünlerin varma yerindeki ilgili kurumca “zirai karantina belgesinin” eksik olması nedeniyle geldiği ülkeye iadesine karar verildiğini, ürünlerin iadesinde müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin ürünlere ilişkin gerekli olan tüm belgeleri çıkardığını, alıcı firmanın müvekkili şirketten satın aldığı ürünlerin çoğunun safir- pastalık böreklik un olduğunu, bu ürünlerin ihracatının müvekkili tarafından diğer Avrupa ülkelerine de yapıldığını ve ihracat yapılan ülkelerin unun ülkelerine girişi için sağlık sertifikasını yeterli bulduklarını, müvekki linin Belerus’a ilk ihracatının dava konusu taşımaya konu ihracat olduğundan müvekkilinden anılan ülkenin mevzuatını bilmesinin beklenemeyeceğini, kaldı ki ürünleri satın alan firma ve bu firmanın taşıyıcısı olan davacı şirketin de müvekkilini gerekli belgeler konusunda uyarmadığını ve bilgi vermediğini, taşıyıcı firmaların ihracat yapılacak ülkelerin koşullarını iyi bildiklerinden göndericileri bilgilendirdiklerini ancak, davacı tarafından müvekkiline bilgi verilmediğini, ürünlerin teslim edilememesi üzerine alıcı firmanın geri gönderilen ve davacı tarafından ardiyeye bırakılan ürünlerin kendisinin belirlediği başka bir taşıyıcı firmayla daha önce söylemeyi unuttuğu zirai karantina belgesinin de çıkarılarak gönderilmesini istediğini, müvekkilinin de istenilen belge ile ürünleri dava dışı firmaya teslim ettiğini ve ürünlerin alıcıya ulaştırıldığını, davacının diğer ürünleri gümrüğe bırakıp alıcının malları zamanında teslim almasını sağlayabilecekken kasıtlı şekilde hareket edip, kötüniyetli davranarak ürünlerin hepsini geri getirdiğini, davacı tarafça tanzim edildiği iddia edilen fatura içeriğini ve faturayı kabul etmediklerini, anılan faturanın müvekkiline tebliğ de edilmediğini, davacının gerek tazminat gerekse de faiz talebinin hukuka uygun olmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; dava konusu olayda davalının FOB teslim şekli ile ihraç ettiği mallar bakımından gönderen sıfatının bulunmadığı, bu nedenle meydana gelen masraf ve zararlardan sorumluluğunun bulunmadığı, gönderen sıfatının dava dışı ithalatçıya ait olduğu, meydana gelen masraf ve zararlardan dava dışı yurt dışı firmasının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 08/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.