Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2725 E. 2022/4499 K. 06.06.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2725
KARAR NO : 2022/4499
KARAR TARİHİ : 06.06.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.10.2020 tarih ve 2020/30 E. – 2020/124 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, alacağını temlik eden davalı bankanın davacı hakkında kredi kartı borcu olduğundan bahisle icra takibi başlattığını, ancak kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığını, davacıya teslim edilen bir kredi kartı olmadığını belirterek davacının söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temlik alan vekili, davacının kredi kartı borcu nedeniyle hesabın kat edilerek gönderilen ihtarnameye ve icra takibine itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı kabul edilse bile bunun davacıyı kullanmış olduğu kredi kartı borcuna ilişkin sorumluluktan kurtarmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacı borçluya ait olmadığı Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile sabit olmakla birlikte kredi kartının davacıya teslim edildiğinin ispat edilemediği, her ne kadar kredi kartının davacının oğlunun işyerindeki pos cihazında kullanıldığı tespit edilmiş olsa da bu hususun davacının rızası dahilinde kredi kartı ile oğlunun iş yerinden alış veriş yapıldığı şeklinde yorumlanamayacağı, aksinin kabulünün ispat kurallarını etkisiz hale getirecek şekilde varsayıma dayalı olarak hüküm verme anlamını taşıyacağı, alacaklının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı alacaklının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı temlik alan vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (temlik alan) davalı …Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davalı …Ş.’ye iadesine, 06/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.