YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4116
KARAR NO : 2022/8835
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.12.2018 tarih ve 2014/1294 E. – 2018/1270 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2020/309 E. – 2021/439 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı … ile Ayman Hay. İnş. Ltd. Şti.’ni kurduğunu, davalı …’in şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, Garanti Bankası’nda bulunan hesaplarının dökümü incelendiğinde müvekkilinin iradesi hilafına işlemlerin tespit edildiğini, davalı şahsın hesaplarında tasarruf yetkisi bulunmadığını, ancak hukuka aykırı şekilde davalı bankadaki hesaplarda işlemler yaptığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile maddi tazminat taleplerinin 137.970,00 TL, 315.767,00 USD olmak üzere toplam 617.935,00 TL olduğunu belirtmiştir.
Davalı … vekili, davacının şahsi hesabından onayı olmaksızın paraların çekildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının her geldiğinde geçmiş tarihli dekontlara imza attığının görüleceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türkiye Garanti Bankası AŞ vekili, davacının Türkiye’ye geldiğinde hesaplarını sürekli olarak kontrol ettiğini, hesap cüzdanlarını yazdırdığını, işlemlerdeki imzaların bizzat davacı tarafından atıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının işlemleri hesap cüzdanına yazdırarak kayıtladığı, kayıtlamadan yaklaşık iki yıl sonra huzurdaki davanın açıldığı, davacının davalı banka nezdindeki işlemlerin bilgisi dahilinde olmadığını ve bu işlemler nedeniyle zararının doğduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacının bilgisi ve onayı dışında hesabında yapıldığı iddia edilen işlemler nedeniyle uğranılan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacının işbu davadaki iddialarıyla ilgili olarak açılan ceza davasının Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/66 Esas sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiği, katılanın davacı, sanıkların davalı şahıs ve davalı banka çalışanları olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6098 sayılı TBK m. 74 uyarınca ceza davasında verilecek mahkumiyet kararının dayandığı maddi vakalar hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olacağından ceza davası kararının sonucu beklenmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA (2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.