YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4979
KARAR NO : 2022/8968
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.12.2018 tarih ve 2017/542 E- 2018/1298 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.03.2021 tarih ve 2019/677 E- 2021/385 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Pamukbank Finansal Kiralama A.Ş.’nde davalı …’ın 01/09/1992-26/05/2003 tarihleri arasında genel müdür, davalı …’in ise 01/08/1993-10/05/1996 tarihleri arasında muhasebe yetkilisi, 10/05/1996-01/11/1999 tarihleri arasında muhasebe yönetmeni, 01/11/1999-30/06/2003 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, Pamukbank A.Ş.’nin 19/06/2002 tarihinde …’ye devredildiğini, iştiraki olduğu Pamukbank Finansal Kiralama A.Ş. hisselerinin mülkiyetinin de …’ye geçtiğini, fon tarafından yönetim değişikliği yapıldıktan sonra şirket kayıtları üzerinde denetçiler tarafından incelemeler yapıldığını, davalıların yöneticilik yaptıkları 1997-2002 yılları arasında leasing sözleşmesinden kaynaklı borçlar ödenmediğinden geri alınan araçların ikinci el satış değerinin gerçek satış değerinden daha düşük kaydedilmek suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların mal varlığında ciddi artışlar meydana geldiğini, davalılar hakkında cezai soruşturma başlatıldığını, meydana gelen zarardan yönetici sıfatıyla davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, 10.000.000 YTL’lik asıl alacağın şimdilik 1.000.000 YTL’lik kısmının işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17.01.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, talebini 4.237.377,00 TL artırarak toplam 5.237.377,00 TL’nin, zararın doğum tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, somut delillere dayanmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından finansal kiralama suretiyle kiralanan makinelerin kira bedellerinin ödenmemesi sebebi ile sözleşmelerin feshedilmesi sonucunda, malların kiracılardan finansal kiralama kanunu uyarınca geri alındığı, daha sonra söz konusu malzemelerin yeniden finansal kiralama işlemine tabi tutularak bu finansal kiralama işlemi sonucunda makinelerin 3. şahıslara satıldığı ya da doğrudan doğruya satış yapıldığı, bu satışlar sonrasında davacı şirketin zarara uğradığı iddia edilmiş ise de, dava konusu olan ekipmanların gerek finansal kiracılarından geri alındığı tarihteki fiziki durumu, rayiç değerleri, gerekse 3. şahıslara yeniden kiralandığı ya da satıldığı tarihteki rayiç değerlerinin tespit edilmemiş olması, hali hazırda makinelerin davacı uhdesinde bulunmadığı, nerede bulunduğu hususunun da tespit edilemediği, söz konusu makinelerin 3. kişilere satılmadan önce tekrar revizyondan geçirilip geçirilmediği, 3. kişilere satıldığı tarihteki rayiç değerinin satış tarihi itibari ile tespit edilmemiş olması, makinelerin satış tarihindeki fiziki durumlarının bilinmemesi sebebi ile inceleme tarihi itibari ile de söz konusu makinelerin geçmiş dönemdeki rayiç değerlerinin tespitinin mümkün olmaması, yeniden kiralamaya verilen makinelerin 2. kiranın sonunda cüz’i bedellerle satılmasının mümkün bulunması, satışı yapıldığı belirtilen malzemelerin hurdaya ayrılıp ayrılmadıklarının tespitinin mümkün olmaması, bazı makinelerin kalan kira bedelinden daha fazlaya satılmış olmaları, makinelerin ilk kiralandıkları tarih ile sonraki satış tarihleri arasında uzunca sürenin geçmiş olması, bu süreç içinde makinelerin amortismana uğramasının doğal olduğu, davacı tarafca, makinelerin yeniden 3. şahıslara kiralanması ya da satılması halinde davacı şirketin zararı olup olmadığının ve davalıların eylemi sonucu davacı şirketin zarara uğradığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince tanzim ettirilen bilirkişi kurulu raporuna göre, davaya konu ekipmanların finansal kiracılarından geri alındığı tarihteki fiziki durumu, çalışır veya arızalı olup olmadığı, elektronik kontrol üniteleri ve benzeri gibi önemli aksamlarının makine üzerinde yer alıp almadığı, gerek geri alındığı tarihteki rayiç değerleri, gerekse 3. şahıslara yeniden kiralandığı ya da satıldığı tarihteki rayiç değerlerinin tespit edilmemiş olması, makinelerin satış tarihindeki fiziki durumlarının bilinmemesi sebebi ile inceleme tarihi itibari ile de söz konusu makinelerin geçmiş dönemdeki rayiç değerlerinin tespitinin mümkün olmadığı, makinelerin yeniden 3. şahıslara kiralanması ya da satılması halinde davacı şirketin zararı bulunup bulunmadığı davacı şirket tarafından ispatlanamadığından davanın reddine yönelik verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
13/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.