YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2880
KARAR NO : 2023/6267
KARAR TARİHİ : 30.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı … yönünden reddine, davalı … yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alacaklı olduğu …’dan alacağına karşılık dava konusu 30.06.2017 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli emre muharrer senedi ve bu davanın konusu olmayan diğer iki adet emre muharrer senedi aldığını, müvekkilinin alacağına karşılık aldığı bu emre muharrer senetleri ticari ilişkide bulunduğu … senet bedellerini senet borçlusu …’dan tahsil edileceğini, buna karşılık müvekkiline de karkas et verileceğini, senedi ciro ile devralan … tarafından müvekkil ve borçlu … aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibi başlatıldığını, davalıların ortak oldukları ortaklıktan ayrılırken dava konusu senedin davalı …’ta kaldığını ifade ettiğini, bu konu ile ilgili olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak bir sonuç alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı aleyhine girişilen icra takip dosyasına konu senedin yasal unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfına haiz bir bono olduğunu, davacı aleyhine girişilen söz konusu takibe dayanak senede karşı bedelsizlik iddiasında bulunularak borçlu olmadığının tespitinin istenildiğini, ancak bunun mümkün olmadığını, söz konusu bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı kötü niyetli şekilde oluşturduğu mizansen ile yüce mahkemeyi yanıltma gayesi güttüğünü, davaya konu edilen ve mal karşılığı verildiği iddia edilen senet üzerinde bir kere nakden kaydı bulunmakla salt bu husus dahi davacının kötü niyetini gözler önüne serdiğini, söz konusu senedin malen ve dolayısıyla davacının haksız iddiaları zamanında bir mal alış verişine istinaden verildiğinin kabulü varsayımında dahi davacının delil olarak dayandığı ticari kayıtlarında senedin yer almaması gibi sair vakıaların senetten doğan alacağın bulunmadığı anlamına da gelmediğini savunarak öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile davanın … yönünden usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın tümünden reddine, davacı borçlunun kötü niyetli olduğu aşikar olduğundan asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alacaklı olduğu …’dan alacağına karşılık dava konusu 30.06.2017 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli emre muharrer senedi ve bu davanın konusu olmayan diğer iki adet emre muharrer senedi aldığı, alacağına karşılık aldığı bu emre muharrer senetleri ticari ilişkide bulunduğu, … senet bedellerini senet borçlusu …’dan tahsil edileceğini, buna karşılık müvekkiline de karkas et verileceğini, davalıların ortak oldukları ortaklıktan ayrılırken dava konusu senedin davalı …’ta kaldığını beyan etmiş ise de alınan bilirkişi raporu incelendiğinde tarafların defter incelmesine karar verilen belirlenen gün ve saatte ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde ticari deftere dayanmaktan vazgeçileceğinin ihtar edilmesine rağmen davalılar herhangi bir belge defter sunmadığı, davacının faaliyetini yürüttüğü Güleç Et ve Süt Ürünleri Besicilil Gıda Hayvancılık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait 2015-2016 yıllarına ait ticari defterler incelendiğinde, davacı kişinin 2015-2016 yıllarına ait yasal defterler usulüne uygun olarak tutulduğu 2015 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmadığı, davacı tarafın defter ve belgelerinde davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki ve kayıtlara rastlanılmadığı, davacı tarafın defter ve belgelerinde icra dosyasında yer alan 30.06.2017 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senet kaydının tespit edilmediği anlaşılmakta ise de davalı …’ın 12.10.2021 tarihli celsedeki yemin beyanı dikkate alındığında Davacı … Zahit Güleç ile canlı hayvan ticareti yaptığı ve 200.000,00 TL ‘lik canlı hayvan verdiği parası ise alamadığı karşılığında kendisine Mehmet Zahit Güleç tarafından 200.000,00 TL’lik çek verildiği ama çek bedelinin ödenmediğine dair yemin etmiş bu durumda canlı hayvanları verdiğine ispat külfetini kendi üzerine aldığı, davalı … her ne kadar çek aldığını beyan etmiş ise takip dayanağının bono olduğu, davalının halk tabiri ile ikisini de senet olarak algılaması ile takip dayanağı bononun hayvan ticareti için verildiğinin anlaşıldığı, çünkü taraflar arasında başka bir ticaretin olmadığı, bu durumda davalının 200.000,00 TL karşılığında canlı hayvanı verdiğini ispat etmesi gerektiği, canlı hayvan verildiğinin ispatlanamadığı, bu hali ile takip dayanağı bononun karşılığı verilmediğinden … yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı … yönünden ise … takip dayanağı bonoda lehtar veya ciranta olmaması senette adının geçmemesi ve …’ye canlı hayvan için senet verildiği de ispatlanamadığından … yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davalı … hakkındaki davasının reddine, davacının davalı … hakkındaki davasının kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi’nin 2020/35015 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 30.06.2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalı …’a borçlu olmadığının tespitine, davalı … lehine dava değeri olan 200.000,00 TL’nin %20’si oranında tazminat bedelinin davacıdan alınarak davalı …’ye verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında “…davalı … yönünden ise … takip dayanağı bonoda lehtar veya ciranta olmaması senette adının geçmemesi ve …’ye canlı hayvan için senet verildiği de ispatlanamadığından … yönünden davanın reddine…” gerekçesi ile reddedildiğini, mahkemenin bu gerekçesinin yerinde olmadığını, müvekkili ile … arasında yapılan anlaşmaya göre, Kayseri ili Hacılar ilçesinde hayvancılık ve mezbaha kesim işleri yapan davalı …, senet bedelleri senet borçlusu …’dan tahsil edeceğini, buna karşılık müvekkiline kargas et vereceğini, davalı …’nin, kendisine ciro yoluyla verilen senetler karşılığı, müvekkiline kargas et vermediğini, dava konusu senet ile diğer dava konusu olmayan senetleri beyaz ciro ile … ve Mehmet Erkantarcı’ya devrettiğini, dava dilekçesinde belirtikleri hususların tamamı, davalı tarafından hem mahkeme huzurundaki yemin edasında hem de davalılar ve dava dışı Mehmet Eralemdar tarafından Talas Şehit Resul Erdal Aydemir Polis Merkezi Amirliği’nde 04.09.2020 tarihinde vermiş oldukları ifadelerinde ikrar ettiklerini, Davalı … ve dava dışı Mehmet Eralemdar’ın ifadelerin de açıkça belirtikleri üzere, dava konusu edilen ve dava konusu edilmeyen tüm senetlerin davalı …’de olduğunu (…’ye devredilmiş olduğu), … tarafından beyaz ciro ile diğer davalı … ve dava dışı Mehmet Eralemdar’a verildiği hususunun ispatlandığını, mahkemece davalı … yönünden davanın reddine ve davalı … lehine kötüniyet tazminatına hükmetmesinin hatalı olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve takip konusu senet incelendiğinde borçlusunun … olduğunu ancak yerel mahkeme defter incelemesinin borçlunun faaliyetini yürüttüğü şirket üzerinden yapıldığının sabit olduğunu, dosya kapsamında borçlunun faaliyetini yürütmekte olduğu “Güleç Et ve Süt Ürünleri Besicilik Gıda Hayv. Tar. İnş. Tur. San ve Tic. Ltd. Şti.”nin herhangi bir sıfatının bulunmamadığını, taraf sıfatı bulunmayan bir şirketin defterleri üzerinden Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair karar verildiğini, inceleme sonucu tanzim edilen raporun Mahkemece verilen hükme esas alındığını ve kararın gerekçesinde gösterilmiş olunmasının usul ve esasa aykırı olduğunu, müvekkili …’ın 12.10.2021 tarihli duruşmadaki yemin beyanının oldukça yanlış yorumlandığını ve oldukça zorlama bir yöntem ile gerekçede hatalı bir şekilde kabul edildiğini, mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde hayata düştüğünün bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin yemin edasına dair beyanının nazarı dikkate alındığında “Davacı … ile canlı hayvan ticareti yaptığıma, ben 200.000,00 TL değerinde büyükbaş hayvan verdiğime karşılığında 200.000,00 TL’lik çek aldığıma ama paramın ödenmediğine, Mehmet Zahit Güleç’e herhangi bir nakit para vermediğime onunda bana herhangi bir nakit para vermediğine, hayvan ticareti dışında herhangi bir alışverişim ve borç ilişkimin olmadığına, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum” şeklinde olduğunun görüldüğünü, söz konusu yemin beyanı ile davacı tarafın dava dilekçelerindeki iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin beyanının maddi hakikate uygun ve tutarlı olduğunu, müvekkilinin yemin edasının mahkemece verilen kararda kabul edildiğini aksine hiçbir şekilde çelişkili veya aleyhine delil mahiyetinde olmadığını, emniyet aşamasındaki beyanları ile de son derece uyumlu olduğunu, davacı tarafın 13.10.2021 tarihli dilekçesinin dava dilekçesi ve davacının sözlü ve yazılı diğer beyanları ile çeliştiğini, tüm bu nedenlerle, yasal düzenlemeler ve Yargıtay yerleşik içtihatları ile dosya kapsamındaki mevcut delil durumu dikkate alındığında yasaya ve hakkaniyete aykırı kararın verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı …’ın davacıya teslim ettiği mal karşılığı verilen çek bedelinin ödenmediğini iddia etmesi, davacının ise mal alınmadığını savunmuş olmasına göre ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği, davalının mal teslimini ispatlayamadığı dolayısıyla mahkemenin kanıtları takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre ilk derece mahkemesince davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği, davacı vekilinin itirazları yönünden ise; somut olayda davalı … hakkında başlatılan bir takip bulunmadığı gibi Bahri Kilcinin dava ve takip konusu senedin de tarafı olmadığı, hal böyle olunca davacının kötü niyetinden söz edilemeyeceği ve onun (davacı) aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile, davacının davalı … hakkındaki davasının reddine, davacının davalı … hakkındaki davasının kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi’nin 2020/35015 Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 30.06.2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalı …’a borçlu olmadığının tespitine, davacı lehine dava değeri olan 200.000,00 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminat bedelinin davalı …’tan alınarak davacıya verilmesine,
kötü niyet tazminatına isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile on beşinci fıkrası,
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
4. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimdegeçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
2.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. …Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. … Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)
3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı … yönünde yapılan istinaf incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince davalı … yönünden menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesine rağmen değerlendirme kısmında, davalı … bakımından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı ve kararın hukuka uygun bulunduğundan davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinin belirtildiği, hüküm kısmında önce davanın reddine karar verildiği, 2 nolu bentte ise davacının davalı … yönünden davasının kabulüne karar verildiği, bu şekilde hem gerekçe ile hüküm kısmının hem de hüküm kısmının kendi içerisinde çelişki içerdiği görülmüştür.
8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte uygun bir gerekçe ve hüküm kurulması gerektiğinden kararın usulen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi