Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5480 E. 2022/7989 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5480
KARAR NO : 2022/7989
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.09.2021 gün ve 2019/618 E. – 2021/658 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı, asıl davada davalı … tarafından duruşmalı, birleşen davada davalı Doctor Trust Turizm İşl. İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müvekkilinin Akbudak Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.’nin %95 hissedarı iken şirketin iflasına karar verildiğini, iflas işlemleri devam ederken davacı ile davalılardan … arasında iflası istenilen A.Ş. adına kayıtlı bulunan … isimli inşaat halindeki otelin %50 hissesinin davalı …’e devri konusunda 12.06.2002, 30.08.2002 ve 06.01.2003 tarihli protokollerin tanzim edildiğini, anılan protokollerin amacının otelin iflas kararının kaldırılarak yeniden hayata geçirilip işletmeye açılmasını sağlamak amacıyla %50 hissenin davacı tarafından davalı …’e devredilmesi olduğunu, anılan protokoller uyarınca davacının üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı …’in edimlerini yerine getirmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilince davalı …’e ihtarname keşide edilerek protokollerden doğan edimlerini yerine getirilmesinin istenilmesine rağmen yerine getirilmediğini, bunun üzerine davacı tarafından akdin feshedildiğini ileri sürerek, 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli akidlerin feshine, davalının ödemiş olduğu tüm paraların mahkemece tespit edilecek yere tevdi karşılığında davalılara yapılmış şirket hisse devirlerinin iptali ile davacı adına hükmen tesciline, 05.09.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile düzeltme beyanlarına ilişkin sözleşmelerin feshine, 30.08.2002 vadeli 3.000.000.- USD bedelli senet ile 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000.000.000.- TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile iptaline, tapu kayıtlarında Kalkınma Bankası lehine yer alan ticari işletme rehinleri ile ipoteklerin banka alacağının temlikname ile davalı …’e temlik edilmiş olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … vekili, davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu Akbudak A.Ş’nin hisselerinin %73’ünü …’e, %1 hisseyi müvekkiline ve %1 hisseyi diğer davalı Nurol Arık’a devrettiğini, şirketin 13.03.2003 tarihli TSG’de ilan edilen 09.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve şirket anasözleşmesine eklenen kararla 30.08.2002 tarihli protokol ve ekleri ile bu tarihten önce imzalanan adi sözleşmelerin tüm içerikleri ile geçersiz sayılıp hiçbir bağlayıcılığının kalmadığını, davacının hiçbir geçerliliği kalmayan protokollere dayanarak talepte bulunamayacağını, davacının şirket ana sözleşmesi uyarınca üstlendiği edim ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, taraflar arasındaki 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli protokollerin yerine 06.01.2003 tarihli protokolün imzalanıp, anasözleşme haline getirildiği, anasözleşmeye eklenen ek 15. madde hükmü gereğince 30.08.2002 tarihli ve daha önceki yazılı anlaşmaların tümüyle iptal edildiğini, dolayısıyla iptal edilen sözleşmelere dayanarak iptal davası açılmayacağını, 06.01.2003 tarihli protokoldeki edimlerini yerine getirmeyenin esasen davacı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili, taraf sıfatı yokluğundan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporuna göre, asıl davada; taraflarca akdedilen ve anasözleşme hükmü haline getirilen 06/01/2003 tarihli protokol kapsamında davacının davalı şirketin %25 payını teminat amaçlı olarak davalı …’e devrettiği, söz konusu protokolün 6. maddesi ile aynı zamanda taraflar arasında bir hesaplaşma tarzı da öngörüldüğü, dosya kapsamı ve Yargıtay bozma ilamları ile oluşan kazanılmış haklar da gözönüne alındığında davacının davalı …’e olan borcunun 1.400.000,00 USD olduğu, 06/01/2003 tarihli protokol gereğince davalı şirketin %25 payının, her bir payın 60.000.- USD hesabıyla değeri belirlendikten sonra davacının borcu olan 1.400.000.- USD’nin mahsubundan sonra davacının davalı …’den isteyebileceği hisse adedinin 49.976,66 adet olduğu, davacının 04/10/2016 tarihli dilekçesi ile, davalı …’in yargılama sırasında şirket hisselerini elinden çıkardığını, bu nedenle talep sonucunu 6100 sayılı HMK’nın 125/1-b maddesi uyarınca değiştirdiklerini belirterek, 49.977 adet hissenin değeri olan 25.288.270,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı …’den tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de davalı şirkete ait hisselerin hamiline yazılı olması, davalı tarafça, hisselerin davalıda olduğuna ilişkin Beyoğlu 37. Noterliği’nin 21/10/2020 tarih ve 16311 yevmiye nolu “Beyanname”sinin sunulmuş olması, yine ticaret sicil kayıtlarından, en son 03/05/2018 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısında 35.775.000,00 TL itibari değerli payların davalı …’e ait olduğunun kayıt altına alınması dikkate alındığında, davalı …’in elinde hisse senedi bulunduğu anlaşıldığından, davanın 6100 sayılı HMK’nın 125/1-b maddesi gereğince tazminata dönüşmeyeceği gerekçesiyle hissenin iadesine, davalı … aleyhine açılan ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin mahkemenin 2011/458 Esas, 2013/214 Karar sayılı önceki hükmü kesinleştiğinden, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 30/08/2002 vadeli 3.000.000,00 USD bedelli bono yönünden iade nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığına ilişkin ve 03/04/2004 keşide tarihli 3.500.000,00 TL bedelli çek yönünden dava sırasında iade edilmiş olması karşısında konusuz kalan dava bakımından esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin ve ayrıca 06/01/2003 tarihli protokol ile 05/09/2002 tarihli gayrımenkul satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tesbitine dair önceki hükümler kesinleşmiş bulunmakla bu hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davada; birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/77 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine ilişkin verilen önceki hüküm kesinleşmiş bulunmakla bu yönden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı … ve birleşen davada davalı şirket vekili kararı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı … ve birleşen davada davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı … ve birleşen davada davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.021.523,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı …’den alınmasına, temyiz harcı asıl ve birleşen davada davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, temyiz harcı birleşen davada davalı Doctor Trust Turz. İşl. İnş. San. ve Tic. A.Ş.’den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.