YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20302
KARAR NO : 2012/22628
KARAR TARİHİ : 01.11.2012
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Sanıklar hakkında : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 62, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizi mümkün, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) para cezaları 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin niteliktedir. Ancak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2011 tarih, 2010/7-262 esas, 2011/35 karar sayılı içtihatında belirtildiği üzere, mahkemelerce doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümler, başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilecektir. Ayrıca, kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek koşuluyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine, bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında değerlendirme yapıldığında; mahkemece sanıkların taksirli eylemleri sonucu mağdur …’nun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına yol açacak, uzuv zaafı oluşacak, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, 25 gün mutad iştigaline engel teşkil edecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdikleri kabul edilerek, temel cezalar asgari hadden uzaklaşılarak 90 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenip, 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 62, 52/2-4 maddeleri uyarınca sonuç olarak 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmolunmuş, doğru uygulama yapılarak, sanıklara tayin olunan cezalar 5237 sayılı TCK’nın 89/2-a maddesi uyarınca yarı oranında arttırılsa dahi, sanıkların 2240 TL adli para
Cezası ile cezalandırılacakları ve kararın verildiği 26.09.2011 tarihi itibariyle hükümlerin kesinlik sınırı içerisinde kalacağı anlaşılmaktadır. Ancak, sanıkların eylemlerine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 459/2, 59/2, 72, 647 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddeleri uyarınca, temel cezalar asgari hadden 3 ay hapis ve 216 TL adli para cezası olarak tayin olunup, kusur indirimi öngören 765 sayılı TCK’nın 459/son maddesi tatbik edilmeden uygulama yapılsa bile, sanıkların 630 TL adli para cezası ile cezalandırılacakları ve 647 sayılı Kanunun 4/4. maddesindeki “uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir, bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmü karşısında, 765 sayılı TCK ile buna bağlı olarak 647 sayılı Kanunun bir bütün halinde uygulanması, hem sonuç para cezaları, hem de hükümlere temyiz edilebilirlik niteliğini kazandırması nedeniyle sanıklar lehine olacaktır. Nitekim sanıklar müdafiinin temyizi de, hükmü temyiz edilebilir kılacak şekilde; “sanıklar hakkındaki lehe olan yasanın 765 sayılı TCK olduğu”na ilişkindir. Açıklanan nedenlerle, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz edilebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla; tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmeyerek, yapılan incelemede:
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 765 sayılı TCK’nın 459/2. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç aynı Kanunun 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 13.12.2002 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının hükümlerin verildiği 26.09.2011 tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4,104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE, 01.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.