Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/7034 E. 2013/27597 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7034
KARAR NO : 2013/27597
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması, Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi, İftira
Hüküm : 1- Kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 133/1, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet.
2- Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 133/3, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet.
3- İftira suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 267/1-2, 51/1-3, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ve iftira suçlarından sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılan vekili ve sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK’nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin,
yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK’nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK’nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği anlaşılmakla,
Oluşa ve incelenen dosya kapsamına göre, ameliyat için muayene olduğu, Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde Ortopedi Ana Bilim Dalı Başkanlığında doktor olarak görev yapan ve kendisine ait özel muayenehanesi de bulunan katılanın kendisinden bıçak parası adı altında para istediğini düşündüğü için mağdur edildiğini düşünen sanık …’in, bu durumu Show TV adlı televizyon kanalında yayın yapan “Haber Özel” adlı program yapımcılarına haber verdiği, bunun üzerine bu programın yetkilisi olan diğer sanık … ile birlikte sanık …’nin üzerine yerleştirdikleri gizli kamera ile katılanın çalıştığı hastanede ve özel muayenehanesinde çekimler yaptıkları, sanık …’nin katılanla bir araya geldiklerinde, aralarında geçen konuşmaları, üzerine yerleştirilen gizli kamera ile gizlice kaydettiği, ardından bu konuşmaları içerir görüntülerin adı geçen kanal ve programda “Hastanede bıçak parası skandalı” şeklinde yayınlanması şeklinde gelişen olayda;
6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK’nın 133/3. maddesinin, “Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi…cezalandırılır.” hükmü, anılan maddenin gerekçesinde yer alan, “Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi suretiyle elde edildiği bilinen veya böylece elde edildiği kabul edilebilecek olan bilgilerden yarar sağlanması veya bunları başkalarına verilmesi veya bunlardan diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin etmek, suç olarak tanımlanmıştır…” açıklamalarıyla birlikte göz önüne alındığında, sanık …’in konuşmanın tarafı olması nedeniyle, şikayet konusu ses ve görüntü kayıtları, TCK’nın 133/1. maddesindeki suç işlenerek elde edilen bilgi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, iddiaya konu konuşmaların yer aldığı CD’lerin çözümüne ilişkin bilirkişi raporları ile alınan beyanların içeriğine göre, katılanla sanık … arasında geçen konuşmaların, katılanın özel yaşam alanına ilişkin ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmadığı gözetilerek, unsurları itibariyle oluşmayan TCK’nın 133/1. ve 133/3. maddelerinde düzenlenen atılı suçlardan her iki sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, yazılı şekilde, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Ameliyat için muayene olduğu katılanın kendisinden bıçak parası adı altında para istediğini düşünen sanık …’in, bu durumu televizyonda yayın yapan “Haber Özel” adlı programın yapımcılarına haber vermesinin yanı sıra, aynı zamanda katılan hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması için Savcılığa müracaat ederek, katılan hakkında kendisinden bıçak parası adı altında para istediğinden bahisle şikayetçi olduğu, katılanın Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde profesör doktor olarak görev yapması nedeniyle soruşturma dosyasının Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne gönderildiği, burada oluşturulan yetkili kurul tarafından verilen meni muhakeme kararının, itiraz üzerine Danıştay 1. dairesi tarafından, katılanın müştekiden para istediği yolunda somut bir delil bulunmadığından onanmasına karar verilmesi üzerine katılan hakkında takipsizlik kararı verilmesi ve bu kararın da itiraz üzerine kesin olarak reddedilmesi şeklinde gelişen olayda, sanık …’in televizyon programı yapımcısı olan diğer sanık …’ın yönlendirmesi ile katılan hakkında savcılığa başvurduğuna ilişkin mahkumiyete yeterli iddia, tespit veya delil bulunmadığı halde, sanık … hakkında iftira suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- Sanıklar hakkında TCK’nın 133/1. maddesi uyarınca kamu davası açılmadığı halde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanıklar hakkında kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 133/3. maddesinin yazılmaması suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
3- Sanıkların TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak biçimde hükümler kurulması,
4- Uzlaşma kapsamında olan kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması ve hukuka aykırı olarak ifşası suçu hakkında soruşturma aşamasında, CMK’nın 253. maddesi gereğince sanıklarla katılan arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan kamu davası açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmemesi,
5- CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, aynı maddenin 6. fıkrasındaki koşullar irdelenip, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte isabetle değerlendirilerek, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği gözetilmeden, katılanın maddi bir zararının belirlenmediği olayda, sabıkasız kişilikleri ve ileride bir daha suç işlemeyeceği kanaati nedeniyle cezaları ertelenen sanıklar hakkında, “Katılanın uğradığı zararın giderilmemiş olması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.