YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16921
KARAR NO : 2017/1486
KARAR TARİHİ : 28.02.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/4, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri ile 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan …’ın karakol beyanında yaralandığını ifade etmesi, mahkemedeki beyanında da olay nedeniyle büyük bir yaralanmasının olmadığını, sadece ufak tefek çiziklerin oluştuğunu belirtmesi dikkate alınarak, sanığın eyleminin TCK’nın 89/4. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla, tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
21.11.2013 günü saat 08.55 sıralarında sanık Sürücü … yönetimindeki araç ile yerleşim yeri içinde, 10.5 metre genişliğinde, bölünmüş, tek yönlü, 3 şeritli, düz, ıslak zeminli, asfalt kaplama yolda, yağmurlu havada sağ şeritte seyir halindeyken, kendi beyanına göre, Total Benzinlik önüne geldiğinde, katılan … yönetimindeki aracın benzinlik içerisinden çıkması ve sanığın önünde seyreden aracın orta şeride aniden geçmesi sonucu, sanık yönetimindeki aracın sürücü … yönetimindeki sürücü kursunun eğitim aracının arka kısmına, aracının sağ ön kısmı ile sağ şeritte çarpması, daha sonra savrularak sol şeritte seyir halinde bulunan sürücü … idaresindeki aracın da sağ yan kısımlarına, kendi aracının sol yan kısımları ile çarpması neticesinde meydana gelen olayda, katılan …’nın basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde, yanında bulunan sürücü eğitmeni …’ın da 3. derece kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı ve sanığın tam kusurlu kabul edildiği somut olayda, sanığın taksirinin yoğunluğu ve katılanların birisinin basit, diğerinin nitelikli şekilde yaralandığı gözetilerek, alt sınır aşılarak hak ve nesafete uygun bir ceza tayini yerine, asgari hadden ceza tayin edilmesi, temyiz edenin sıfatına göre, iddianameyle talep edilmesine karşın TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca sürücü belgesinin geri alınması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, bu hususun mahkemenin takdirinde olması sebebiyle bozma konusu yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin kusura, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 52/4. maddesi gereğince, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ihtarından sonra, aynı madde gereğince “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin” ihtar edildiği halde, infaz aşamasında nazara alınması gereken 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince de ihtarına karar verilmesi,
İsabetsiz olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 5275 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin 4. bendinin son paragrafının hükümden çıkarılması suretiyle, eleştirilen husus dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.