Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/1839 E. 2017/9115 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1839
KARAR NO : 2017/9115
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Gizliliğin ihlali
Hüküm : CMK’nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK’nın 285/1, 285/3, 62/1. maddeleri gereğince mahkumiyet

Gizliliğin ihlali suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 07.05.2009 tarihinde işlediği sabit görülen gizliliğin ihlali suçundan dolayı TCK’nın 285/1, 285/3, 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2011 tarihli, 2010/232 esas, 2011/439 sayılı kararının itiraz edilmeden 02.02.2012 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Alanya 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.01.2013 tarihli, 2012/471 esas, 2013/21 sayılı kararı ile 21.07.2012 tarihinde işlediği sabit görülen eşe karşı kasten yaralama suçundan dolayı TCK’nın 86/2, 86/3-a, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü 09.01.2013 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılarak, sanığın savunması alınıp, 06.10.2011 tarihli hükmün CMK’nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli, 2013/110 esas, 2014/124 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Gerekçeli karar başlığına, 07.05.2009 olan suçun işlendiği tarihin, 2009 yılı olarak yazılması suretiyle CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı hareket edilmesi,
2- Dosya kapsamına göre; olay tarihinde trafikte seyir halinde olan bir Cumhuriyet savcısı ile polis memuru arasında yaşanan tartışmanın adliyeye yansımasının ve muhabir olan sanığın söz konusu olayla ilgili çeşitli kaynaklardan elde ettiği adli soruşturmanın süreci, konusu, tarafları, tarafların iddia ve savunmaları hakkındaki bilgileri ve kaydettiği görüntüleri bağlı bulunduğu haber ajansına göndermesinin ardından basın ve yayın organlarında olayla ilgili kendi isminin kaynak olarak gösterildiği haberler yayımlanmış olup, sanığın soruşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılmasına olanak sağlamaktan ibaret eyleminde gizliliğin ihlali suçunun oluşmayacağı ve sanık hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanığın, 07.05.2009 tarihinde, üst sınırı üç yıl hapis cezasını gerektiren gizliliğin ihlali suçunu basın ve yayın yoluyla işlediği iddia edilmiş olup, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü ve aynı Kanun’un 92. maddesi ile TCK’nın 285. maddesinde yapılan değişiklikler karşısında, TCK’nın 7/2. maddesindeki, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.